Mabushi Majo Bayram Günceli

By : Nurdish
Mabushi Majo Ailesi Bayramınızı Kutlar!
Öncelikle... Yine olmadı.. Yine olmadı arkadaş! Her şey arefe gününde hazırdı. Bir tek geriye kalan Neobi'nin hazır bölümlerini upload etmekti. Lakin o internet var ya internet... Buna müsaade etmedi. Bu sebepten ötürü güncelimiz gecikti. Neyse, bayramın ikinci günü geldi neticede. Kısacası:                 
RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUUUUN! 
Koskoca Ramazan'ı bitirdik. Nice güzel Ramazan'lar geçirmek nasip olur inşallah. Bu sene Ramazan hem bitmek bilmedi, hem de daha dün başlamış gibiydi. Nasıl yani? Tabi buna  ben de bir anlam veremiyorum. Anında çürütülebilecek bir tezim var aslında. Dünya eskisinden daha hızlı dönüyor artık. Bir bakmışsın sabah zorla uykunu bölüp işe gitmişsin, bir bakmışsın "Aha! Saat 6 olmuş! Çıkma vakti!". Hele boş geçen vakit kadar büyük zarar var mıdır, bilinmez. Konudan sapmayayım şimdi. :) Bayramda neler yaptığınızı bizlerle paylaşırsanız sevinirim. Biraz, hatta oldukça sakin bir bayram geçiriyorum bu sene. Memlekete de gitmedik, İstanbul'da kalan bir kaç kuzenle bayram kutluyoruz. Ay, uçak biletlerinin pahalılığını duysanız inanamazsınız. En düşün tek yön gidiş 285tl! Bu en ucuzu oluyor. 285-450tl arası tek yön. Aylaaar öncesinden bilet alacaksın ki ucuza kapatabilesin. Resmen suistimal ediyor bizi havayolu şirketleri. Eh, biz de 2 kişi olarak ortalama 1000tl veremedik haliyle o yüzden burada kaldık. İyi bir aksiyon da bulamadık gidecek. Civarda takılmaktayız anlayacağınız. :) 
Gelelim mangalarımıza... 
Sizlere 34 bölüm hediye ediyoruz! Her birinde inanılmaz bir emek, inanılmaz bir gayret var. Ramazan yoğunluğunu ve oruç meselesini de göz önünde bulundurunuz lütfen. Biz, çevirmenler ve editörler, sizin için elimizden geleni yapıp bölümlerimizi hazırladık. Emeği geçen herkese çok ama çok teşekkür ederiz! Özellikle bayram günceli için canlarına okuduğum editörlerim, sizlere de bilhassa teşekkürü borç bilirim. :) İnşallah olumsuz yorumlardansa, güzel yorumlar duyarız siz manga-severlerden. Olumsuz yorum olarak ne kastettiğimi anlamışsınızdır umarım. "Bu kadarcık mı? Neden "x" mangasından sadece bu kadar bölüm veriyorsunuz? Artık "x" mangasını çevirmeyi bıraktınız mı?" vs... Mangalarımızı bırakmış değiliz. Bıraktığımızda haberiniz olur, endişe etmeyin. Bizi caydırmaya da çalışmayın, bırakmayacağız işte! :D Her biri evladımız gibi, kıyıp da nasıl bırakalım? :) 
Elimdizde ne var ne yok veriyorum valla. Ramazan yoğunluğuna rağmen bu kadar bölüm hazırlayabildik sizlere gençler. Tam gaz devam edeceğiz. Ama biraz sabır. Elimizdekileri güncele getirdikçe diğer mangalara da yetişeceğiz. ;) Fazla söze de gerek yok... Buyrunuz:

Yamada-kun to 7'nin no Majo- 148-149-150-151-152.Bölümler
Watashi ga Motete Dousunda- 10-11-12-13-14-15.Bölümler
Dear Only You Don't Know!- 22-23-24-25-26.Bölümler
Hero Waltz - 9.Bölüm
Dame na Watashi ni Koishite Kudasai- 8.Bölüm
Kedamono Kareshi- 10-11.Bölümler
Kyou no Kira-kun 17.Bölüm
Taiyou no Ie- 32-32,5-33-34-35.Bölümler
Yankee-kun to Megane-chan- 132-133.Bölümler
Youko X Boku SS- 33-34.Bölümler
Yumemiru Taiyou- 40.Bölüm
Katsute Mahou Shoujo to Aku wa Tekitai Shite Ita- 5.Bölüm
Heroine Shikkaku - 26-27.Bölümler

Mabushi Majo Ailesi Keyifli Okumalar Diler!


Not: 2 bölüm Heroine Shikkaku eklenmiştir.

Neobinin Bahtsız Bedevi Güncesi Part 2

By : Neobi


Yoo minna evet nihayet ikinci partıda verip bu uğursuz günceli bitirecğeim şükür :P Ve yine evet farkındayım dediğim tarihte sarkmalar oldu amaaa ramazan ayındayız yahu insanın içinden bir şey yapmak gelmiyor kiii. Yani en azından benim için öyle :P
Ramazan benim için nasıl desem keyif ayı bir nevi. Annem ev işi yaptırtmaz bana bu aylarda. Neden çünkü çook uzun bir oruç süresi var malum. Kıyamıyor tontişim bana <3
Babamsa sırf oruç tutuyoruz diye sevindiğinden bizi bir anne kuşun yavrusunu beslemesi gibi besliyor (tamam normalde de besliyor ama ramazanda bu durum birazcık daha farklı ) Ne gibi farklı mesela istisnasız abartmıyorum inanın her Allahın günü civarda ne kadar market varsa geziyoruz. O market senin şu çiçekçi benim aa şuraya da bi böcekçi açılmış oraya da bi ayak basalım telaşıyla 6'ya kadar gezmeler tozmalar. Ee sonrasında da malum iftar telaşı. Ondan sonra da löp löp yenen yemeklerin ağırlığı derken bir bakıyorum ki sahur gelmiş *-* Huff diyorum bu saatten sonra bir şey yapılmaz ben en iyisi anime izleyeyim!! İşte hergünüm üç aşağı beş yukarı bu güzergahda ilerliyor. ee ben de pek bir şeye el atamıyorum. Gerçekten ramazan bereketiyle geliyor ama. Ciddi anlamda çok aşırı sevdiğim bir dönem bu. Gerek aile bağları açısından, gerek size kattığı manevi duygular açısından... Ama malesef bu güzelim ayında sonlarına gelmiş bulunuyoruz. Rabbim herkese seneye yine Ramazan Ayına kavuşmayı nasip etsin inşallah :)

Sevgili cadılarım benim sizden bir  ricam bir isteğim var. Aranızda kuran okuyanlarınız, namaz kılanlarınız, belki de sürekli dua edenleriniz var. Rabbim hepinizin duasını kabul etsin inşallah. Benim sizden isteğim ise bir abimize dua etmeniz. Kısaca anlatayım hikayesini. 
Alt komşumuz var Osman abi 40 lı yaşlarında çok kafa çok makara bir insan. Bir eşi iki de yavrusu var Rabbim bağışlasın. İşte bu abimizin bundan bir iki ay önce vücudunda şişlikler oluşmaya başlamıştı. O doktor senin bu doktor benim geze geze şişliklerin nedeni de sonunda bulundu. Lenfomani yani kan kanseri...
Abimiz Ramazan ayının başından beri yoğunbakımda maalesef. İlk gittiği hastanede ki yanlış tedavi yüzünden şuan kanser dışında bir de akciğer problemiyle savaşıyor. Doğru düzgün nefes alamadığı için de yoğun bakımdan çıkamıyor. Yani benim sevgili cadılarım dualarınızda bu Abime de şifa bulması, Rabbimin onu iki küçük yavrusuna bağışlaması için yer verirseniz çok mutlu olurum.  Ayrıca çok sevgili powikom için de dua istiyorum. Lütfen benim tatlı cadım powikoma da şifa bulması için dua edin :) Güzel Allah'ım tüm hastalara şifa versin ve hiçbir yavruyu yuvasından etmesin inşallah..

Ölümlü dünya maalesef.. Bazen hırslarımıza, sinirimize belki de egolarımıza kapılıp kalp kırabiliyor, insanları incitebiliyoruz.. Ama bunların ne kadar gereksiz ve aslında hiç zaman ayrılmayacak şeyler olduğunu da çook geç farkediyoruz belki de.. Sevdiğiniz insanlara, sizi varlığıyla mutlu eden, bir gülümsemesiyle size huzur veren insanlara sırt dönmeyin.. Her ne yaparsalar yapsınlar...

İşte böyle benim sevgili cadılarım. Birazcık içinizi karartmış olabilirim artık onu da mazur görün :)
Şuraya günün şarkısını da iliştireyim unutmadan:

Güncel Listesi

Youko x Boku SS Bölüm 32

Yankee-kun to Megane-chan Bölüm 130-131

Skip Beat Bölüm 196

Tai you İe Bölüm 30

Orange Marmalade Bölüm 75-76

Kyou no Kira-kun Bölüm 16

Dame na Watashi ni Koishite Kudasai Bölüm 7

Mabushi Majo Ailesi Keyifli Okumalar Diler.

Neobinin Bahtsız Bedevi Güncesi Part 1

By : Neobi

Bugün günlerden pazarrr.... Öyle bir yapıştı ki bugün üstüme güncel vermeyecek olsam bile hafiften bir telaş alıyor beni bu hiç de sevmediğim pazar  günlerinde :P
Şimdi pek sevgili cadılar, cadı severler, cadı sevmeyip serilerimizi sevenler bla bla bla
Sizlere başımdan geçen ufak bir şey anlatacağım :P Ondan sonra da bölümleri verip uçacağım.
Bir iki gün önce edit yaparken ben ekranımda böyle bir dalgalanmalar olmaya başladı benim. Kuzeni dürtüp dedim ki: Hatun bu ekran dalgalı deniz gibi habire git gel mi yapıyor yoksa bana mı öyle geliyor?
Hemen cevap hazır tabi küçük cücede: Pfftt oruç başına vurmuştur senin ne dalgalanması!!

Tabi ya ne dalgalanması demi! Her neyse bende onun sözlerine kani gelip içeri gittim iftar hazırlıklarına. Geri geldim ekran kapkara. Acaba dedim içimden bekleye bekleye sıkılıp kendini karanlığa mı emanet etti ama yok kazın ayağı hiçde öyle değil.
Dürtüyorum yok, kablosunu iteliyorum yok, arada bir iki geçiriyorum yok yok yok!!!
Ekrana görüntü bir türlü gelmiyor, gelemiyor..
O kadar tatlı dil ve şiddet uygulamalarımıza karşı çalıştıramadık mereti kısaca. Sonrasında bir doktora götürüp ya okumuş kişi nedir bu bebeğin hastalığı dediğimde ise bana florasanları patlamış eehh yaşıda var zaten salla florasanı bi led takalım dedi.
Tabi ben bu piyasadan bi haberim yani böyle teknik şeyler nedir ne kadar tutar pek bilmem. İyi takalım madem dedim. Oda bana 120 tl gibi bir fiyat biçti :P Arkadaş ben bile doktora muayneye gittiğimde 30 tl veriyorum özele!!
Her neyse o benim her şeyim elden bir şey gelmez demek istedim ema içimede sinmedi. Yok yok dedim kalsın. Sıkıştırdım kolumun altına benim yavruyu kös kös döndüm eve. Ufak bi araştırmayla kullandığım ekranın şuanki sıfır fiyatının 430 tl cik ( cik ekine dikkat) olduğunu gördüm. Yani sadece gördüm :D Sanki firmanın adını üstüme geçireceğeim arkadaş 430 tl de ne :P
Her neyse bu fiyat bana 120 tlden çok çok fazla gelince benim yavruyu yine koltuğumun altına sıkıştırmak suretiyle tamircinin yolunu  tutup adama "ya ben yeni monitör alacaktım ama istediğim gibi bulamadım, hep ucuz ucuz şeyler kesin kötüdür de" diyerek adama kaç yıllık arkadaşımı 120 tl karşılığı emanet ettim. Peki adam bu kıvırma çabamı yedi mi? Hiç sanmıyorum azizim :D
Şuan bilgisayarım 128 ekran bir tv ye bağlı. Ve ben dibinde oturuyorum o koca şeyin. Büyüklüğüne mi yanayım, şu gözüme sela okutan parlaklığına mı bilemedim T.T
Ben ben oldum da bu berbat görüntü kalitesine bi çare bulamadım. Sonunda da pes ettim pek başına oturmuyorum :D 
Şimdi canlar size bunu  niye anlattım? Anlattım çünkü bu mevzu günceli ilgilendiriyor epeycene.
Yukarıda saydığım nedenlerden ötürü pc karşısında vakit geçiremiyorum. Şuan bile güneş gözlüğü var gözümde o derece :P
Ekranım salı günü teslim olacak. O zamana kadar da sarkıtmak istemedim işin aslı ve günceli ikiye bölmeye karar verdim.
Bugün vereceğim bölümler güncelimin sadece ufak ama epey bir değerli kısmı :) İnanın bu üç bölümü bu tvde çıkarmak benim için büyük bir eziyetti. Çünkü shopta sayfalar siyah beyaz değil kahverengi görünüyor .s O sebeple raw sayfalarda gözümden kaçan  dalgalanmalar olabilir. Çünkü dediğim gibi pek bakılmıyor buraya. Çarparsa gözünüze şayet öyle bir durum mail atınız efenim düzeltir eklerim ekranım gelince :)
Ne diyordum heh bu güncelin ilk partı. Ve uzun zamandan beri hasretle beklenilen 3 bölümü burada vereyim dedim.
İkinci partı muhtemelen çarşamba ya da perşembe vereceğim. O güncelde ise Skip, Orange marmalade, orange, yankee, kira kun, shusin gibi çok çok kıymetli ve cici bölümler olacak. 
Eh gerekli açıklamayı yaptığıma göre gözlerim daha fazla  bu şiddete maruz kalmadan önce uçayım :P 
Gıdılardan kisss 

Güncel Listesi:
Black Bird Bölüm 27
Black Bird Bölüm 28
Dengeki Daisy Bölüm 69

Mabushi Majo Efsanesi Devam Ediyor

By : s nev


Harika bir bahar yaşanıyordu. Neobi, Nurdish ve S.Nevale birlikte kocaman kazanlarında insanlığı mutlu edecek yeni formüller, yeni sihir arayışındaydılar. Fakat bugüne kadar hazırladıkları iksirlerin bir yan etkisi vardı. O da bu iksirleri kullanan insanlar o iksirlere bağımlı oluyor, ve ne kadar iksir elde etseler onlara yetmiyordu. Mabushi Majo köyü de canla başla onlara ihtiyaçları olan büyüyü vermeye çalışıyordu. 5 verseler, insanlar 10 istiyordu, 10 verseler 20... Yine de dur durak bilmeden devam ediyorlardı.Bu arada belirtmekte fayda var, o saf, iyi kalpli Neobi'den de eser kalmamıştı. İşte burada kendini ve mutluluğu bulmuştu. Zaman zaman kendi aralarında bile anlaşmazlıklara düşseler de, her daim kaldıkları yerden devam ediyorlardı.Bu arada aralarına  birçok tatlı cadı daha katılmıştı. Yeni cadılar, yeni büyücüler hepsi çok iyi anlaşıyordu. Saparrow, Rosario, Arumdabda, Sagoso, Spring, Hinokami, Ancaks, Ç.Penguş, K.Psyke, Barbatodori, Henna, Melinere, artemiss, Mizu, Laina, Sumire, Selenity, tenshi, Mineer, Mahlas, Dibaka, Magenta Tigergirl ve daha niceleri ya bu köyde yaşamış ya da bir soluk alıp başka maceralara gitmişti.



Yine o günlerden biriydi. Güle oynaya, Nevale'ye takıla takıla kazanlarının başında o çok güzel vakit geçiriyorlardı. Birden etrafı bir duman kaplamıştı. 
Neobi: Kazanı mı patlattın be Nevale? Dikkat et demedim mi sana?
Nurdish: Sen masanda oturmaya devam et canım, bir şey yapmasan da olur hani. Hahaha!
Nevale:
-Öyle demeyin ya! Gerçekten ben bir şey  yapmadım.

Dumanların ardından Rosario geldi ve:
-Cadılar! Saldırıya uğradık! Yerimizi bulmuşlar!
Saparrow:
-Ama nasıl olur? Biz çok güçlü bir büyüyle burayı saklamıştık! Ne yapacağız şimdi Neobi?!
Gökyüzünde ejderhalar alev saça saça dolaşıyor, barış içinde yaşayan canlılar sağa sola kaçıyorlardı. Mabushi Majo köyü daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştı.
Neobi: 
-Yaptığımız büyüyü bozabilecek hiçbir güç tanımıyorum ben. Bu muhtemelen içimizden birinin işi. Yerimizi bulmak için her şeyini vermeye hazır bir çok insan var ve kimse bugüne kadar bunu başaramadı. Kesin içimizden biri.
S.Nevale:
-Önerin nedir?
Neobi:
-Şüphelendiğim birileri var aslında. Ama emin olamıyorum. Bunun için büyülü ormandaki "şu" cadıya gidip yardım almamız gerekiyor. Bu ejderhalarla tek başımıza baş edemeyiz.
Nurdish:
-Yoksa... Yoksa Powaqa'dan mı bahsediyorsun? Yardım etmek isteyeceğinden emin değilim. Unuttun mu, en son karşılaşmanızda saç saça baş başa girişmiştiniz! Ahaha!
S.Nevale:
-Ay evet, ne gülmüştük yandan!
Neobi:
-Bunun hiç vakti değil kızlar! Derhal yola koyulmalıyız. Saparrow, derhal herkesi sığınaklara yönelt. Gizlenin ve bizi bekleyin. Bu işi çözeceğiz. Buralar sana emanet. 
Saparrow başını sallayıp dışarı koştu. Dışarıda büyük bir yıkım vardı. Ama bu kimin işiydi? 

Cevabı öğrenmek üzere yola koyuldular ve sonunda Powaqa'ya ulaştılar. 
Powaqa:
-Hayırdır, buraların yolunu bilir miydiniz siz? Unuttunuz beni sanmıştım. 
Neobi:
-Ben de seni gördüğüme sevindim, sevgili arkadaşım. Mabushi Majo'ya saldırıldı. Bununla ilgili bir bilgin var mı?
Powaqa:
-Nasıl olur? Ben bile normal şartlarda bulamam orayı. Bunu içinizden biri yapmıştır. Ah! Şimdi hatırladım, geçenlerde bir kaç sevimli kız gelip sizinle ilgili bir şeyler  sormuştu. "Mabushi Majo efsanesi doğru mu, gerçekten o cadılar var mı bizi de aralarına alırlar mı?" Ben de gerçek olduğunu ve uslu olurlarsa sizin onları bulacağınızı söylemiştim.  Yanımdan ayrıldıktan sonra aralarında "Uzak Bucak" köyünden bahsediyorlardı. Oraya bakmanızda fayda var.
Nurdish:
-Uzak Bucak, ha? O kasabanın kraliçesi uzun zamandır elimizdeki gençlik iksirini çalmaya çalışıyordu. Demek bunu o yaptı.
S.Nevale:
-Bundan daha önce hiç bahsetmemiştin bize. Peki aramızdaki köstebek kim olabilir? 
Neobi:
-Hiçbir fikrim yok. O kasabaya nasıl gidebiliriz?
Nurdish:
-Bence gerekli bilgiyi Pow'dan aldık. Geri dönmeliyiz. Kraliçe muhtemelen oradadır. 
Powaqa'ya teşekkür olarak bir kaç iksir verdikten sonra süpürgelerine atlayıp tekrar yola koyuldular. Köye ulaştıklarında karşılaştıkları manzara karşısında gözlerine inanamadılar. Kötü kraliçe, yanında arkadaşımız dedikleri üç cadı, Parus, Marus, Tarus vardı. Kraliçeyi Mabushi Majo'ya getirenler onlarmış. 
Sagoso:
-Hainler! Bunu bize nasıl yapabildiniz?! Biz sizi gerçekten sevdik, değer verdik, karşılığı bu mu?!
Tarus üzgün bir ifadeyle:
-Gerçekten çok üzgünüm, böyle olsun istememiştim.
Parus:
- bir de hiç utanmadan nasıl yaptınız diyebiliyorsunuz! Siz, hiçbir işe yaramayan asalak takımı, bütün gün pinekleyen Soğuk Nevale ve Rosario’ya bile bize vermediğiniz değeri verdiniz! Hiçbir isteğimiz yapılmadı, kıyıda köşede kalan formülleri bize kakaladınız, sesimiz çıkmadı. Koca formülleri tek başımıza biz bitirdik ama övgüyü hep Neobi aldı, Nurdish aldı. Sırf sizi mutlu edebilmek için deli gibi çalıştık! Tek başımıza öğrendik iksir yapmayı, kendi kendimizi geliştirdik! Siz tek başınıza bir formül bile üretmeyi beceremezsiniz. Hala soruyor musunuz! Yüzsüzlüğün böylesi… Hele sen Nurdish… Seni iyi biri sanırdık meğerse sen Neobi’nin kuklasıymışsın.

Parus susmuyor, deli gibi bağırıp çağırıyordu. Marus ise sessizce hüzünlü bir şekilde orada öylece duruyordu. Neobi, Nurdish ve Nevale duyduklarına inanamamıştı. Gerçekten böyle nasıl düşünebilirlerdi? Hep yanlış anlaşılmışlardı. Üzüntünün yanında öfke ağır basıyordu. Yuvam dedikleri yere bunu nasıl yapabilmişlerdi? Artık bu savaşa bir son vermenin zamanı gelmişti. Tüm cadılar ve büyücüler el ele tutuştu ve:
-Mabushi’yi Mabushi yapan biziz, her birimiz! Hepimizin emeği var her bir taşında. Böyle düşünen kimsenin aramızda yeri yok. Biz hiçbir şeyi karşılık bekleyerek yapmadık, yapmayacağız da! Bu sevdiğimiz işi elimizden alamazsınız! Çünkü biz bir AİLEYİZ!
Büyülü sözcük “Aileyiz” her bir tarafta yankılanırken birden etrafı bir parlak bir ışık kapladı. İşte Mabushi'nin adı bu parlak ışıktan geliyordu. Tüm duman, ortadan kayboldu ve gençlik iksirini uzun zamandır çalmaya çalışan kötü kraliçe ve üç cadı ortada kaldılar.

Birden Mabushi Majo ailesi güçlerini geri kazandı ve hep birlikte kötü kraliçeyi yendiler. Köy büyük hasarlar almıştı ama hiç kimse yıkılmamıştı. Cadıların birbirlerine olan inanç ve sevgisi hiçbir şekilde azalmamıştı. Ama keşke hiçbir şey böyle olmasaydı diye düşünüyorlardı. Yanlış anlaşılmaların sonucu oldukça yıkıcıydı. Bazı şeylerin geri dönüşü yoktu.

Tüm köy el ele verip kısa sürede Mabushi Majo köyünü  eski haline getirdiler. Tekrar sihirle gizli köylerini bulunmaz yaptılar. Bu büyük zaferin ardından dillere destan bir kutlama yapmaya karar verdiler. Ama bu yalnızca Mabushi Majo köyünün kurtuluşu için değildi. Kutlama için bir sebepleri daha vardı. O da…… 

NEOBİ’NİN DOĞUM GÜNÜYDÜ!!! Tüm cadılar hep birlikte büyük bir ateş yakıp büyük bir ziyafet verdiler. Mabushi Majo’nun yeniden doğuşunu ve biricik Neobi’lerinin doğum gününü 40 gün 40 gece kutladılar. Kısa sürede bu kutlamanın haberleri tüm krallıklara ulaştı. İnsanlar akın akın bu şenliğe katılmak için sıraya girdi. Mabushi Majo efsanesi nesilden nesile aktarılmaya devam etti ve bu efsane sonsuza dek devam etti….

-Son-

~Nurdish~



Gecikmeli kutladığımız için bizi affet neobik hatunum. İyiki seni tanımışız İyiki hayatımızdasın.  Daha çok kaynatılacak cadı kazanımız var :D :D. Ben zaman zaman azarını işitip omuz silkip sadece seyredeceğim sizi belki ama olsun. Ne zaman ihtiyacın olsa hepimizi yanında bulacağından hiç şüphen olmasın. Kocaman öpüyoruz seni Neobik hatun
Bu hikaye senin hediyen, mabushi majo köyünün sakinlerinin hediyeleriyse....



Dear, Only You Don't Know 21. Bölüm
Hatsukoi  Wazurai (1-2-3. Bölüm) Bitmiştir
Hero Waltz  8. Bölüm
Kamisama Hajimemashita 37. Bölüm
Taiyou No İe   31. Bölüm
Yankee-kun to Megane-chan  129. Bölüm
Youko x boku  31. Bölüm
 Watashi ga Motete Dousunda  8-9. Bölüm
Yamada-kun to 7-nin no Majo  147. Bölüm


 Bu güncelde de emeği bulunan tüm mabushi majo ailesinin ellerine sağlık...
Görüşmek üzere

Mabushi Majo Efsanesi...

By : Nurdish
Bu bir Külkedisi hikayesidir...


Zamanın birinde, uzak diyarlarda güzelliği dillere destan, ama bir o kadar da bahtsız bir kız yaşarmış. Herkese iyi davranır, yardım etmek için gerektiğinde kendinden verir, yine de kimseye yaranamazmış ve güzelliğinden ötürü kıskanç insanlar tarafından hep itilir kakılırmış. Buna rağmen, hiç umursamadan yine onlara iyilik yapmaya devam edermiş. Bahtsız prensesimizin adı… Neobella…
Günün birinde, yine etrafındaki insanlar, yufka yürekli Neobella'yı kasabadan uzaklaştırmak için  duygu sömürüsü yapıp, birkaç meyve sebze almak bahanesiyle onu yan kasabaya göndermek istemişler. Yan kasaba dediğime bakmayın, aradaki mesafe en az üç gün… Kötü yürekli arkadaşları hiç acımaksızın, güle oynaya onu bu korkunç yolculuğun kollarına atmış. Neobella yanına üç günlük azığını da alıp istemeye istemeye yola koyulmuş. Güzergâhında ürkütücü ormanlar, 
korkunç hayvanlar onu bekliyormuş. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş…  Yırtıcı hayvanlardan kaçarken kendini ciddi bir şekilde yaralamış. Bir ağaca yaslanıp dinlenirken karşısına birden selvi boylu, yakışıklı, beyaz at üzerinde bir genç çıkmış.
Neobella bir an irkilmiş ve:
-K-Kimsiniz siz?!
Beyaz atlı genç:
-Korkmayın lütfen. Ben Nurdinto. Size bir zarar vermeyeceğim. Bu tehlikeli ormanda bu saatte ne işiniz var, öğrenebilir miyim? Yaralanmışsınız siz! Ne oldu size?!
-Yaşadığım kasabanın bazı ihtiyaçları vardı. Onları almak için diğer kasabaya gidiyorken yaralandım.
-Nasıl olur da yalnız başınıza bu tehlikeli ormana gitmenize müsaade ederler?! İzin verin, size yardım edeyim.
Beyaz atlı genç karşısında büyülenen Neobella hayır diyememiş ve kabul etmiş. Beyaz atlı genç yaralarını sarmış ve:
-Buraları çok iyi bilirim, bu saatte çok tehlikeli yaratıklar ortaya çıkar. Yakınlarda küçük bir yerleşke var. Pek kimse bilmez. İzninizle sizi oraya götüreyim. Buyurun atıma binin.
Neobella ilk başta duraksamış olsa bile herkesi kendi gibi iyi niyetli zannettiği için kabul etmiş. Yol süresince Neobella kendi hazin hikâyesini anlatmış. Biraz ilerledikten sonra karşılarına güzel ama bir o kadar da soğuk bir kız çıkmış. Neobella:
-Ben seni tanıyorum. Sen Sibirya Nevamma’sın, değil mi?
-Evet, ben de seni tanıyorum. Etrafındaki insanlar sana çok eziyet ediyorlardı. Orayı terk mi ettin yoksa?
-Hayır, sadece onlara birkaç malzeme almak için yan kasabaya gidiyordum. Giderken de Nurdinto ile karşılaştım. Bana yardım ediyor.
Nurdinto:
-Merhaba küçük hanım. Kaybolmuş gibi duruyorsunuz.  Bizimle gelmek ister misiniz?
-Gerçekten kayboldum. Teşekkür ederim.
Nevamma aslında çok hoş bir kızdı ama soğuk davranışlarından ötürü ona Sibirya lakabını takmışlardı. Yolculukları üç kişi olarak devam etti. Nurdinto’nun yönlendirmesiyle ufak bir köye ulaştılar. Virane bir yer, pek de güven verici değildi ama bu saatte başka çareleri yoktu. Küçük bir kulübede şömineyi yakıp dinlenmeye başladılar. Neobella:
-Burası nasıl bir yer böyle? Neden hiç kimse yok?
Nurdinto:
-Aslında burada bir çok canlı uyum içinde mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürürler ama sizi tanımadıkları için ortaya çıkmıyorlar.
Tam o anda kocaman bir ayı ortaya çıkar ve kükrer. Der ki:
-Sen ne yaptığını zannediyorsun?! Bu insanları saklı köyümüze nasıl getirirsin?!
Nurdinto:
-Ben onlara güveniyorum. Onlar da benim gibi kaybolmuşlar, çok zor bir hayat geçiriyorlar. Şans tanı onlara.
Neobella çok korkmuştu ama içini merak da sarmıştı. Dedi ki:
-Ben kimseye zarar vermek için gelmedim. Sadece geceyi geçirmek için buraya sığındım. Eğer istemezseniz hemen giderim.
S. Nevamma ise istifini bozmadan, soğuk bir ifade ile konuşulanları dinliyordu.
Büyük ayı dedi ki:
-Pekala. Madem Nurdinto sizde bir ışık görüp buraya getirmiş, size bir şans vereceğim. Yalnız şu an hiçbir şey gördüğünüz gibi değil. Bu gerçeği kaldırabilecek misiniz? Bizleri dışarıdan kimseler sevmez. Hep kötü anılırız, hakarete uğrarız. Bu yüzden pek kimseyi aramıza almayız. Gerçek yüzümüzü görmeye hazır mısınız?
Neobella ve Sibirya Nevamma kafalarını salladılar ve büyü bir anda ortadan kayboldu. İçinde bulundukları virane kulübe aslında büyük bir şato, karşılarında duran büyük ayı da tatlı bir çocuk ve Beyaz atlı genç Nurdinto ise aslında sevimli bir cadı, beyaz atı da süpürgesiydi.







Nurdinto:
-Tekrar merhaba. Ben aslında bir cadıyım. Burası da Gözalıcı Cadıların yeri olan MBUSHİ MAJO köyü. Size güvenip güvenemeyeceğimden emin olmak için size böyle göründüm. Adım ise Nurdish. Her ne kadar değerimiz bilinmese de biz cadılar olarak tüm insanlığa mutluluk, eğlence ve büyü getiriyoruz. İnsanlar bunun farkında olmasa da, biz onlar için karşılık beklemeden çaba gösteriyoruz. Bize katılmak ister misiniz?
Neobella ve Nevamma mutlu bir ifadeyle kafalarını salladılar.
Nurdish:
-Peki o zaman. Alın şu süpürgeleri, artık sizler de birer cadısınız! Cadı adlarınız ne olsun?
-Benim adım Neobi olsun. Bu ismi oldum olası çok sevmişimdir.
-Bana da Soğuk Nevale diyebilirsiniz. Kısaca S.Nevale.
Böylece bu üç kız birlikte yaşamaya ve tüm insanlığa mutluluk dağıtmaya karar verirler. Zaten hiçbirinin ne dönecek bir yeri vardı, ne da arkasından ağlayacak kimseleri. Bu güzel Mabushi Majo köyünde birlikte uzun yıllarca birlikte yaşarlar. Ta ki köy saldırıya uğrayana kadar… 
3 gün öncesi...

Devam Edecek...

Nurdish Shippuuden: Kapadokya

By : Nurdish
Merhabalar Gençler! Gezgin Nurdish sezonu açar ve gezmeye başlar. ;)
Ama uzun güncelimi sizinle paylaşmadan önce şunu bildirmek isterim. Gezdiğim yerleri, ilginç olayları ve maceralarımı sizinle paylaşmamın esas sebebi, eğer ben bu yazıyı güncel için yazmazsam daha sonra hiç yazmam. Şimdi yazmak zorunda olduğum için buna vakit ayırabiliyorum. Öbür türlü daha sonra, daha sonra diye diye zaten her şeyi unutuyorum. Bu sebepten ötürü bu yazıyı okumak zorunda değilsiniz arkadaşlar. Sizi azad ediyorum ve güncel yazımı önden yazıyorum.
Öncelikle Watashi ga mangasıyla bugün sevgili Penguş'umun ilk bölümünü yayınlıyoruz! Tebrikler! Aramıza tekrar hoş geldin Penguş çekirge! Saparrow hocalığında büyük ilerlemeler var çekirgemde. ;) İkinci olarak, emeği geçen tüm cadılarıma: Saparrow, Ancaks ve Penguş'uma çooook teşekkür eder, ellerinizden gözlerinizden öperim. :) 

İşte bu haftaki yeni bölümlerimiz. Vuhuuu! Çok güzel bölümlerimiz var! Hemen hüpletin!

Yamato Nadeshiko Shichi Henge- 133.Bölüm
Hero Waltz - 7.Bölüm
Yamada-kun to 7'nin no Majo- 145-146.Bölüm
Watashi ga Motete Dousunda- 7.Bölüm
Dear Only You Don't Know!- 20.Bölüm

Afiyetler Olsun!
--------------------------------------------------------------------------

Şimdi gidebilirsiniz gençler, ben hatıramı yazayım. :D

Her şeyden önce bu gezide bana destek olduğu, eğlendirdiği ve çok güzel hatıralar bıraktığı için teşekkür etmek istediğim biri var. O da Özçekim Çubuğum! O olmasa bu kadar güzel resimler çekemezdim. Hepimizin bir arada bulunduğu bu kadar kare olmazdı. Sen var ol sevgili çubuğum! xD  (Size teşekkür ettiğimi zannettiniz di’mi Küptrik!)

Hikayemizi anlatmaya başlayalım…
Küptrik adında tatlı mı tatlı bir kız, günün birinde kuzeni Nurdish’in yanına gelir ve der ki:
-“Nurdish, benim üniversiteden bir arkadaşım var Kayseri’li, adı Servo. Onunla konuştuk ve ablam Berry ile birlikte Kapadokya’ya gidelim diyoruz. Sen de ge---”  demeye kalmadan Nurdish atlar ve:
-“GELİRİM TABİİ!” şeklinde lafı kızın ağzına tıkar.
Ardından diğer kuzen Beyzobi de onlara katılır, gün belirlenir, uçak biletleri alınır, araç+kalacak yer ayarlanır. Her şey hazır vaziyettedir. Gün gelir çatar ve Cumartesi sabahın köründe hava alanına gidilir. Kayseri'ye iniş yaptıktan sonra Servo, ayarlanan araçla birlikte gelir onları alıp doğru Kapadokya’nın yolu tutulur. 5 genç kızın (küçülde cebime gir misali :D) eğlenceli macerası burada başlar.
Kayseri’den Servo’yla birlikte tanışma, sohbet muhabbet güzel bir yolculuk esnasında “Kahvaltıyı nerede yapacağız?!”  krizini internet ve puanlama sayesinde aşarak Avanos-Salkım Tepesi’nde harika bir  kahvaltı yaptık.  Mekanı size tavsiye ederim arkadaşlar. Hem kahvaltı hem de manzara şahaneydi. Gerçi şoförümüz ısrarla bizi oraya yakın diğer mekana götürmek istedi ama Berry  “Ben yüksek puan almayan yerde kahvaltı etmem!” dediği için buraya gittik ki, gerçekten çok doğru bir karardı. ;) Aslında çok hoş nazar boncuklu ağaç vardı ama Servo o ağaca tepkili olduğundan birlikte resim çekilmedik. :D  
Sonrasında Paşabağı Vadisine geçtik. Bembeyaz taşlar, pudra şekeri kıvamında kumlar, kocaman bacalar ve biz periler, ziyaretimizle bu vadiyi şenlendirdik. :D Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik… Mümkün olduğunca her bir deliğe girip, her yere tırmandık.  Bu grupla ilk turistik gezim oluyor. Yani benim ne kadar tırmanmayı sevdiğimi bilmiyorlardı. Bir bakıyorlar o düzlükteyim, bir bakıyorlar şu tepedeyim. :D Hepberaber iyi keçilik yaptık, üç maymunu bile oynadık. 
Burada uzun süre keyif ettikten sonra tekrar yola vurduk, yemek molası, çömlek yapımının ardından Develi Vadi ve Üç Güzelleri ziyaret ettikten sonra Uçhisar’daki şirin butik otelimize ulaştık. Saat oldu akşam 5… Kızlar perişan… Sabahın köründe yola çıktığımız için yorgunluk o biçim. Ama bu beni durdurur mu? Tutturdum etrafı keşfedelim diye. Ama yüz bulamadım, o ayrı. Otelin şirin avlusunda etrafa bakıyorum ki tırmanabileceğim bir yer, çıkıntı var mı diye.  Ama yoktu… Kızlarla avluda takıldık, dinlendik, sohbet, muhabbet, abur cubur falan güzel vakit geçirdik.  Birkaç saat sonra keşif devriyesi olarak 5 kız vurduk yola. Patikalardan tırmanıyoruz. Hop oraya, hop buraya… Bir elimde özçekim çubuğum, yanımda kızlar yine çeşit çeşit resimler. Bu arada biz ailecek biraz çatlakızdır. Abuk subuk surat ifadeleriyle poz vermeye bayılırız. Garibim Servo ilk biraz bocaladı ama o da çabuk adapte oldu bize. :D  
Heh, keşifte kalmıştık… Şansımıza o tarihlerde Uçhisar’da festival var. Küçük bir belde ama çok şirindi. Kalabalığı da çok hoştu. Gece vakti hiç gerilmeden (?) sokakta yürüyebildik. Neden mi araya (?) sıkıştırdım? Geleceğiz oraya da, merak etmeyin. Uçhisar kalesinde Mercan Dede ve Hüsnü Şenlendirici konserleri vardı. Dedik, onlara gidelim, kapıda bilet alırız. Patikalardan kaleye ulaştık ve konser alanının girişinde bilet satan çocuğa bilet fiyatını sorduk. Bize 55tl demez mi?! Halbuki Biletix’te 40tl idi! Aman Allah’ım!!! Biz o aradaki farkı veremeyiz ki! 15tl kişibaşı! (Hay o parayı vereydik keşke…:P) İkna etmeye çalıştık, fiyat Biletix’te 40’tı, hadi siz de o fiyata satın diye. I-ıh, Nuh diyorlar, peygamber demiyorlar. Gittik kalenin diğer ucuna, orada da satılıyordu bilet. Oradakileri de ikna etmeye çalıştık ama olmadı. Biz de gurur yapıp, “Girmiyo’z be!!!" deyip kalenin kollarına attık kendimizi. Manzara harikaydı kalenin tepesinde. Gün batımını izleme imkanımız oldu gibi… Gibi dedim çünkü hava çok net olmadığından harika bir görüntü çıkmadı ortaya. Hava karınca da kaleden şutladılar herkesi. Yemek yiyelim dedik… Hay demez olaydık! Yürü babam yürü, internetten iyi puanlı bir mekan ara… Yakınlarda yok öyle bir mekan. Halbuki otur bir çay bahçesine, hayatta kalmak için ye bir şeyler di’mi? Yok, olmaz! Yemek yerken Nirvana’ya 
ulaşmayacaksak yemenin ne lüzumu var? Biz de bir sağa yürüdük bir sola yürüdük, oraya baktık, burayı beğenmedik vs. bir türlü yer bulamadık. Çaresizlikle kafemsi, eskimsi bir yere girdik, beğenmedik çıktık. Sonra biz 3 kız o mekanın olduğu tarafta bir yerde bekledik, Servo ve Küptrik başka bir yer bakmaya gittiler. Bir müddet sonra 2 kız çaresizce elleri boş döndüler. Biz de bari biraz önce girdiğimiz yere oturup gözleme yiyelim dedik. Demez olaydık… (Böyle dediğime bakmayın o an kötü hissetsek de ertesi gün gülmeye başladık bile. :D) Girdik oturduk bir yere. Bir abi geldi, siparişimizi aldı.Patatesli istedik, patatesli yokmuş. Peynirli deyince patatesli varmış dedi. Eh, iyi. Gelecek de yiyeceğiz işte... Berry tost ve patates kızartması istedi, tost kalmadı dedi. Biraz sonra başka bir masaya tost gittiğini gördük. Bir tane peynirli gözleme geldi masaya, bir parça kopardık, adam geldi hop aldı "Siz patatesli istemiştiniz, yanlış oldu" dedi. Patatesliler gelmeye başladı ama kızartma gelmedi, sorduk geliyor dedi. Vesaire... Anlam veremediniz değil mi? Biz de anlam veremedik zaten. Huysuzlanmaya başladığımızda yok, çok yoğun görüyorsunuz, gelecek falan diye oyalıyorlar bizi. Ama neticede yan masalara kızartma giderken o patates gelemedi bizim masaya veeee bitti patates dediler. Bizde film koptu artık. Başladık söylenmeye bu nasıl iştir diye. Adamın da çirkef bir karısı vardı, bir yandan o laf çakıyor, bir yandan da biz ona ama gene hanımefendi çizgimizden de çıkmadık hani. Biz zorlayınca adam ne dese beğenirsiniz? "Önce buraya geldiniz, burada yenmez deyip gittiniz. Ben görmedim sanıyorsunuz ama gördüm sizi. Siz dışarıda beklediniz sonra gene buraya geldiniz." Aynen böyle. Meğersem bizim Küptrik öyle demiş, Servo da katılmış ona. Adama bu nasıl dokunmuşsa kendince bizden intikamını aldı yani. Yahu başta alma bizi kafene, gönder siz beğenmediniz burayı defolup gidin de delikanlı gibi. Ama yok, sonuçta para bırakacağız oraya. Neyse adam içini döktü biz söylendik hesabı ödeyip gittik. Ama bayağı bir gerildik. Heh, dedim ya, keşke Mercan Dede'ye vereydik o 15 lirayı diye, işte bu yüzden. :D Ardından da kaybolarak sağa sola yol sorarak otelimizi bulduk ve hop yatağa!

Baştan buraya kadar geçen süre tam 1 gün. Bunun 6 günü daha var. Şaka şaka. 1 gece kaldık zaten. Bu arada resimleri gerçek boyutlarıyla eklemedim blogu zorlamasın diye. 

Ertesi sabah gün doğarken balonda olacaktık... güya... Bize balonu ayarlayan arkadaş gün doğumu olarak ayarlamış ama maalesef festival zamanı olduğundan kalabalık sebebiyle ya da bizi adamdan saymadılar, bilemiyorum, ikinci balona kaldık. Biraz hayal kırıklığına uğradık, gün doğumu görmek şahane olabilirdi ama nasip değilmiş. Çok güzeldi balon. Hayatta 1 kez binmek gerek bence. Çok da güvenli. Havada süzüldük, atlama fantezileri, balon düşürme ya da düşme fantezileri eşliğinde balon turumuzu da sağ salim tamamladık. İndikten sonra şampanya bile patlattık yani. Adam ısrarla alkolsüz dedi ama koku falan aynı, tadına bile bakmadım. Balon turundan sonra gittik otele, biraz daha uyuduk. Güzel bir kahvaltının ardından eşyalarımızı aldık, yine düştük yollara. 

Bu arada bahsetmedim size şoförümüzden. Kendisi bizle lütfen, hatır uğruna ilgilendi. Aslında onun anlaştığı saatler sabahtan 5'e kadarmış ama bize onu ayarlayan kişi sabahtan uçağa kadar sizinle olacak demişti. Ama beyimiz öyle değil diyor. Artık kim doğru söylüyor bilemiyorum. Neyse... Uzun bi yolculuğun sonunda Ihlara Vadisine gittik. Harika bir vadi, ormanlık, dere yatağı, bir çok kilise kalıntıları... Aslında burası tam günlük bir yerdi ama bizimkisi biraz hızlandırılmış tur oldu. Kiliselere gittik, etraftaki turlara yamanmaya çalıştık ama olmadı pek. Bir yerlerden bir şeyler kaptık o kadar. Mesela Sümbüllü kiliseydi sanırım, içinde 14 yaşındaki bir kızın mezarı bulunmuş. Ama hikayenin gerisi yok. :D Size tavsiyem bir rehber eşliğinde böyle tarihi yerlere gidin. İcabında yerli bir çocuk bile ayarlasanız size bir şeyler anlatabilir. Ya da dersinize iyi çalışın ki gezinize anlam katsın. Dere yanında patikalardan yürüyerek Ihlara'nın sonuna geldik. Aracımıza atlayıp tekrar koyulduk yola. 

Sıradaki yer Derinkuyu Yeraltı Şehri! Öncelikle kesinlikle müze kartı almanızı öneririm. Burası inanılmaz bir 8 katlı bir mağara. İki kişinin kesinlikle sığamayacağı, eğilerek geçip daracık yollarla inilen 8 kat... Her oda birbirine bağlı şekilde oyulmuş. Hatta belli noktalarda küçük odacıklar yapıp tehlike anında o odalardan taş tekerlekleri iterek girişi kapatacak şekilde bir sistem kurmuşlar. Yine diğer gruplardan 
öğrendiğimize göre Roma'lıların zulümlerinden kaçan Hristiyanlar bu sığınakları yapmışlar. Oturma alanları, erzak depoları, ahırlar olarak kullanılmış bu odalar. En alt katta dini eğitimler verilirmiş, toplantılar yapılırmış, düşmanlarını kurban edecekleri kişileri orada bir yere ellerinden asarak öldürürlermiş. Havalandırmaları, yapısı çok büyüleyici bir sistem. Orada daha çok vakit geçirmek isterdim ama vaktimiz çok kısıtlıydı.
Mağaradan çıktıktan sonra da Kayseri'ye doğru tekrar yola vurduk. Eh, Kayseri'ye gidilir de ne yapmadan olmaz? Pastırma almamak ve mantı yememek olmaz. Onları da hallettik, mantımızı da afiyetle yedik ve havaalanında sevgili Servo'ya veda ederek bu macerayı da sonlandırdık. Ertesi gün de işe pestil olarak gittik zaten. :D Bu keyifli, eğlenceli 2 günlük kaçamak için Küptrik, Servo, Berry ve Beyzobi'ye çok teşekkür ederim! Sizi seviyorum kuzenlerim! (Servo da gezinin sonunda kuzenimiz oldu. xD) Nice böyle eğlenceli gezilere inşallah. :) 

Bu geziden bu kadar! Sabırla okuyan arkadaşlarım da artık mangalarınıza uçabilirsiniz. ;) Afiyetler olsun!


- Copyright © Mabushi Majo - - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -