10 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rosario: Bir Cadı Hikayesi
By : Rosario~
Bundan yıllaaaar yıllaaar önce… yok yok sadece iki yıl önce
ilk manga çevirime başlamıştım. Onu ilk gördüğümde aramızda bir elektrik
hissettim. Portakal çok sevdiğim bir meyve olmasa da çok çekici ve bana benzer
gelmişti. Böylece orange ı büyülerimin
arasına kattım ve çevirmeye başladım ama ne çevirme… Efenime söyleyeyim haftada bir mi dersin ayda bir mi dersin….
Bunun üzerine majoların majosu neobi bana bi güzel fırça çekti. Halbu ki
bilmiyordu üzerimdeki büyünün etkisini…
Eğri oturdum düz oturdum ara sıra yamuldum çok düşündüm
taşındım ama nedenini bulamadım. Sonunda bu üşengeçlik moralimi bozdu beni
yatağa kitledi. Şimdi siz sevgili takipçiler bilmezsiniz benimde zayıf noktam
üzülünce görünmez oluyorum. Flulaşıp saydam bir şey oluveriyorum. Böyle diğer
majocanlar beni merak ede dursun ben odamdan dışarı adım atmıyor sesimi de
çıkarmıyorum.
Orange’ı da hem üzüntüden hem orange ı yaratan bacımın
mangayı bırakmasından çevirisine bir son verdim.
Gel zaman git zaman en az benim kadar bu hikâyeyi çok seven
majoların majosu neobi işin peşine düşer. Üleyn der hem bizim uyuşuk ortalardan
kaybolduuuuu hem bu karı canım hikâyeyi bıraktı gitti. İyisi mi ben bunun
sebebini bir araştırayım. Böylece az gitmiş uz gitmiş çeşitli kaynakları
araştırmış sormuş soruşturmuş bu bacının dedikoduları kulağına gelmiş. Meğer mangaka
uyuşukluğundan çizimlerini bir türlü teslim edemiyormuş bunun üzerine kavgalar
çıkınca yeter bırakıyorum deyip ardına bakmadan gitmiş. Neobi dedikoduları
duyunca önce vay salak karı sen böyle bir sebepten mangayı bırak git diye
hiddetlenmiş. Sonra aklını başına toplayıp gerçek dank edivermiş. Tabii ya!!
Demek bu yüzden Bizim Ros üzüntüden hastalandı uyuştu hantallaştı. Mangaka onu
etkiliyormuş.. Ne zaman mangakanın
çizesi kaçsa uykusu gelse bizim Ros da kaytarıyor çeviri yapası gelmiyordu.
Böylece neobi apar topar geri dönmüş. Kurucu üyelerini bir
araya toplayıp Ros’un durumunu anlatmış.
Pow, Nurdish ve nevale Ros’u bu durumdan bir an önce
kurtarmamız lazım demiş. 4 majocan hemen koca kazanın etrafında toplanıp
efsunlar hazırlamaya başlamış. Tüm gece gözlerini kırpmadan pür dikkat büyüye
yoğunlaşmışlar. Böylece büyü hazır olunca güneşte yavaş yavaş yüzünü göstermeye
başlamış.
Bu sırada ben odamda zar zor nefes almaya çalışıyor,
düşüncelerini bir türlü toparlayamıyordum. Derken kapım açıldı. Arkasına güneşi
alan 4 cadıyı gölgeler içinde görünce önce korkuya kapıldı. Sonra cadılar içeri
doğru yürüdükçe onların arkadaşlarım olduğunu anlayıp gülümsedim. “iyi de beni göremiyorlar ki.. Bu ne işe yarar,” diyerek
tekrar hüznüme gömüldüm.
4 cadı ellerindeki minik şişelerin kapağını açıp sihirli
sözleri söyleyerek odamın dört bir yanına üflediler. Böylece önce yavaş yavaş
yattığım yerden görünmeye başladım. Daha sonra gücümü geri kazandım. Bir süre
sonrada tekrar eski Ros oluvermiştim.
Mutluluktan ağlamaya başladım. O sırada köyün tüm
majocanları yanıma gelip bana sarıldılar. Fakat ben iyileşmeme rağmen hala
içimde bir burukluk hissediyordum. Ben geri dönmüştüm ama Orange geri
dönmemişti.
Neobi bu halimi anlayınca daha sonra bana Orange ı unutmam
için yeni bir manga vermişti. Çeviriye başlamış, teslim gününü hiç
kaçırmıyordum. Derken o his tekrar içimi kapladı. Tekrar odama gömüldüm. Çeviri
vermeyi bırakıp Orange a yoğunlaştım. Böylece iki yılımı oda da Orange ı tekrar
geri getirecek büyüleri deneyerek geçirdim. Her geçen gün uğradığım
başarısızlık beni biraz daha mutsuz ediyordu.
Majo yılının 2. Ayında yine odamda büyüler denerken haberci
baykuş bana bir mektup getirmişti. Hiç acele etmeden açıverdim. Kimden ve
nerden geldiği de yazmıyordu. Yazan iki satır cümleyi okuyunca mektup elimden
kayıverdi.
“Geri dönüyor.
Yakında, bu yıl içinde elinde olacak.”
Böylece sevinçten havala uçmuş ilk Neobiye haber vermiş
beraber kendi aramızda haberi kutlamıştık. Heyecandan ne yapacağımı
bilemiyordum.
Günler günleri takip etti, zaman geçmez oldu. Sonunda
baykuştan bir mektup daha geldi.
“25 Şubat Majo yılı.”
Çığlıklar atarak 10 gün geri saydım. Herhalde en mutlu majo
yılımdı. Böylece 25 i gelip çatmış Orange tüm kusursuzluğu ile karşımda
duruyordu. İlk birkaç sayfasından sonra devam edemedim. Sonuna kadar
okuyamadım. Neobiye söyledim. Sonra hemen başlıyorum çeviriye dedim ve böylece
çevire çevire okudum bölümü. Ne kadar güzel olduğunu hala hatırlıyordum. Ne kadar
içten ve benden olduğunu. İşte yine beraberdik. Orada olduğun gün ve kaderim.


