Gönderen : Neobi 3 Nisan 2014 Perşembe



Evvel zaman içinde kalbur saman içinde... Cinler cirit oynarken eski hamam içinde... Develer tellal iken, pireler berber iken... Şimşekler gökyüzünü yoklar, depremler yeryüzünü sallar iken...  Mecnun Leylasını, Kamber Arzusunu, Züleyha Yusufunu kovalar, Ferhat Şirin için dağları deler iken... Analar tarlaları beller, babalar kahvede dedikodu eder iken... Yıllar yıllar öncesinde hayat denen olgu çok daha güzel iken... Yeşilin, özgürlüğün ve insanlığın bol olduğu bir devir varmış bizler bilmesekte hikayesi anlatılan. Kızları masum, erkekleri çalışkan, özgürlüğün kol gezdiği, yeşilin gök mavisiyle buluştuğu bu zamanlarda bir kız yaşarmış küçük kasabanın birinde... Daha önce iki boynuzlu ejderha olarak anılan dış dünyaya hiç açılmamış bu kızımız kendi halinde bir iki işin ucundan tutar, anasını babasını mutlu eder, yaşlıların poşetlerini taşırmış pazar yerlerinde. Gün olmuş devran dönmüş aradan yıllar yıllar geçmiş. Küçük gül goncası büyümüş, serpilmiş ve millete hayrı dokunacak - belkide kocaya gidecek :P - bir yaşa nihayet gelmiş. Artık pek de genç olmayan anası, babası kızlarını tutup kollarından oturtmuşlar karşılarına.
"Bak" demiş babası biraz hüzünlü bir sesle. " Seni ne çok severiz bilirsin.. Fakat artık annen de ben de yaşlandık sense büyüdün. Yok artık öyle boş beleş geçinmek üzerimizden. Ya git zengin ağanın oğluyla evlen, yada böyük şehire yerleş çalış biraz para kazan" - eh o devirde her şey pek de güllük gülistanlık değilmiş demek ki :P - Almış mı kızımızı bir derin korku. Geceler geceleri, günler cüceleri kovalamış durmuş... Ya ağanın hödük oğluna varacak yada buralardan göçüp gidecekmiş... Düşünmüş taşınmış, oturmuş kaşınmış... Her ne kadar sarı kızını, anasının peşinden dolaşan ak kuzusunu çok sevse de gönlü hödüklükte tavan yapmış ağa oğluna varmaya razı olmamış ve vermiş kararını. Büyük şehire gidecek, bir sürü para kazanacak, sonra da geri dönüp tüm köyü satın alarak mutlu mesut hayatının son demlerini geçirecekmiş doğduğu bu güzel evde.... - size kızımızın pek saf olduğunu söylemiş miydim?  -
Ertesi gün sabaha karşı pek sefdiği dallı güllü fistanını çekmiş üzerine, almış bohçasını da omuzuna ve vurmuş kendini iki boynuzlu canavar olarak bilinen büyük şehrin yollarına...

Belirli Bir Zaman Sonra....

Bundan bir kaç yıl öncesini düşündüğüm de bir gülümseme sarıyor dudaklarımı. Sırt üstü yattığım yatağımda günün verdiği yorgunlukla mayışırken düşünmeye başlıyorum istemsizce. Acaba diyorum içimden.. Acaba ağa oğluyla evlenseydim nasıl bir hayatım olurdu... Gerçi bütün bunları düşünmek için çok geç. Büyük şehir dedikleri - zamanında adını bile duymak beni korkutan - bu şehire geleli neredeyse 3 yıl oluyor. İlk yıllarım oldukça sıkıntılı geçse de alıştım artık. Şuan beni hiç tanımayan birine buralı olduğuma dair çok kolay yalan söyleyebilir ve onu ikna edebilirim. Bu kocaman aşık olunası şehrin her köşesini avucumun içi gibi biliyorum.  Her yerden toplanıp burayı mesken edinmiş insanları tanıyorum. Dedim ya 3 koca yıl sonunda isteseniz de istemeseniz de öğreniyorsunuz zaten. Hiç de öyle korkulacak bir şey değilmiş burada yaşamak. Sadece biraz taviz istiyor. Biraz yalancı, biraz riyakar, biraz da çıkarcı olursanız sizden iyisi yok, el üstünde tutulursunuz. Fakat benim gibi saflığınızı korumaya kalkarsanız yandınız. Tek öğrenemediğim şey bu işte ama napayım. Bu kadar kusur kadı kızında da olur değil mi? 
Yarına yetiştirmem gereken dosyaları hatırlayıp kafama üşüşen düşünceleri kovuyorum bir anda.  Alelacele kalkmaya çalışırken çarşafa takılıp neredeyse düşüyordum. Küçük masa lamba mı yakıp raporları yazmaya koyulduğum anda bir tıkırtıya kulak kesiliyorum. Biraz dinledikten sonra ses gelmediğini fark edip yeniden yazmaya koyulduğumda tıkırtılar şiddetini daha da arttırıyor. Huzursuzca ayaklanıp mutfaktan kızartma tavasını kaptığım gibi yavaş ve dikkatli adımlarla evin içini tarıyorum. Kapıların sıkıca kapalı olduğunu garantiledikten sonra müstakil ufak evimin camlarını kontrol ediyorum. Görünüşte hiç bir sorun yok fakat sesler bir türlü kesilmek bilmiyor. Ürkerek yatağımın altını kontrol ediyorum. Fakat orası da temiz. Kafam karışmış bir halde elbise dolabıma yönelip kapısını açmamla birinin beni içeri çekmesi bir oluyor. 
Eğer şuan uykuda olduğuma emin olsaydım çok saçma bir rüyada olduğumu idda edebilirdim ama uyumadığıma adım gibi eminim. Fakat evde ki tıkırtıların sebebini ararken bir dolabın içerisinden farklı bir dünyaya geçiş yapmamı başka neye bağlayabilirim ki? Yo yoo yanlış duymadınız. Şuan çok çok ayrı bir alemdeyim ve buraya elbise dolabımdan geçip geldim. Karşımda bir avuç hayvan gözlerini dikmiş bana bakıyor bağlı olduğum ağacın dallarından. - ki bunu da yanlış duymadınız - Etrafımda dolanıp pijamamın eteklerini çekiştiriyorlar, yüzümde geziniyorlar, saçlarımı kemiriyorlar ve tek bir ses bile çıkarıyorum. Neden mi? Çünkü bu lanet olası evrime uğramış yaratıklar ağzıma bir avuç kozalak tıkamış durumda. Onlar yüzümde keşif turuna çıksalar da viyaklamaktan başka bir şey yapamıyorum. Tam o sırada bir çift ayağın bize yaklaşmakta olduğunu fark ediyorum. Altın sarısı saçları omuzlarına düşmüş, çimlerin yürümesi için kendisine yol açtığı, elinde baltasıyla sanki bu tabloyla çok alakasız olan bu kız ağzında sigarasıyla bana doğru eğiliyor. İçtiği sigaranın dumanı tüm yüzüme vururken görüşüm bulanıklaşıyor doğal olarak. Beni iyice inceledikten sonra tam karşıma bağdaş kurup oturuyor. Yüzümde, ensemde tüm vücudumda gezen hayvanlar beni terk edip ona doğru yöneliyor.
" Sevgili bebeklerim " diyor gayet hınzırca. " demek yine yaramazlık yaptınız ha?" 
" Hayır " diyor saçımın yarısını kemirdiğini düşündüğüm sincap. " Biz sadece oyun oynuyorduk. O buraya gelmek için kapıyı açtı sadece " Omuzlarını silkiyor. Sincap'ın konuştuğuna mı şaşayım, yoksa mercimek kadar beyni olmadığını düşündüğüm hayvanın beni suçlamasına mı? 
"Tamam tamam, anladım suçsuzsun fındık. Fakat misafirlerimize böyle davranmamalıyız değil mi? Şu ağzına tıkıştırdığınız kozalağı çıkarın önce " diyerek beni işaret ediyor yeni bir sigara yakmaya hazırlanırken. 
Tam konuşacağım sırada büyük bir gümbürtü kopuyor. Vahşi güzel - evet ona bu lakabı ben taktım çünkü adını bilmiyorum - birden ayaklanıp etraftaki hayvanlara bir şeyler söyledikten sonra koşar adım bizden uzaklaşıyor. Gürültüler şiddetini arttırdıkça etrafımda ki hareketlilik de çoğalıyor. 
" Hey... H- Hey sen... Sen sen şu pembe kulaklı tavşan. HEY BAKSANA BEEEE!" diye bağırıyorum etrafta koşuşturan hayvanlara. " Hı ben mi? " diye sevecen bir tavırla bakıyor gözlerime.
" Evet eee şeyyy burada neler olduğunu açıklayabilir misin acaba ? "
" Ben mi? "
Hay Allahım o kadar hayvan içerisinde en gerzeğine denk geldim galiba. Suratıma şirin bir ifade yerleştirip sevecen bir ses tonuyla,
" Evet " diyorum.
" Çok önemli değil ya. Sadece ormanın kralı buraya davetsiz bir misafir geldiğini fark etti " diyor ukala ukala fındık isminde ki sincap. " Ve büyük ihtimal şuan buraya muhafızlarını yollamak üzere seni aldırmak için. "
"Bir kere buraya ben gelmedim siz beni sürüklediniz. Ayrıca beni alıp ne yapacak ki?"
" Ne mi yapacak ? " suratında hiçte hoşuma gitmeyen o bilmiş gülümsemesiyle burnuma zıplayıp " tabii ki de cezalandıracak. Büyük ihtimal kazana atıp haşlar, yada dev oğluna yem eder, yada bekçi ejderhasına meze olarak sunar kim bilir " ...
Cidden hayvan haklarına saygım sonsuz olsa da bu kadar bilmiş hayvanların asılması için ne gerekiyorsa yapacağım geri döndüğüm zaman. Yada belki de gitmeden kendi ellerimle sıkı veririm ümüğünü... 

Bir kaç saat sonra kendimi hayvanların kucağında bir yer altı tüneline sürüklenirken buluyorum. Etrafı mumlarla aydınlatılmış burası, yer altında olduğunu düşünmezseniz oldukça güzel aslında. Sağıma soluma bulaşmış çamur ve toz parçalarını temizlerken vahşi güzel geliyor. Tüm hayvanlar binbir sevinçle kendisini karşılayıp boynuna atlıyor.
" ahhh " diyorum içimden. " çok sevildiği belli buralarda " 
" eee " diyor bana bakarak. " biraz kendine gelebildin mi? "
" evet " diyorum sersem sepelek. 
"Peki buraya neden geldin?"
"Aslında buraya ben gelmedim. Buraya sürüklendim "
"Kim tarafından?" 
" B- bilmiyorum. Sadece evimde duyduğum seslerin bir hırsıza ait olduğunu düşündüğüm-..."
" Ah anlıyorum bir kol seni buraya çekti değil mi?"
" Evet aynen öyle oldu. "
Sinirle hayvanlara dönüp " çocuklar size kaç kere dedim buradan olmayan insanları rahatsız etmeyin diye. "
Biz sadece oynuyorduk diye hep bir ağızdan mırıldansalar da havaya kaldırdığı eliyle hepsini susturup tekrar bana dönüyor.
" Biraz karışık bir durum ve kendi isteğinle buraya gelmedin biliyorum lakin kral şuan tüm ormanda seni arıyor. Bölgesine izinsiz girilmesini pek sevmez de. Bu yüzden seni bir an önce geri göndermeliyiz.  Fakat?"
" Fakat? "
- Hey Nurdish. Rosun sesiyle yerimden sıçrıyorum.
- Ah manga mı okuyordun afedersin. Neo seni çağırma mı söyledi de.
Parmağıyla çalışma salonunu işaret ediyor. Elimde ki mangayı sehpanın üzerine bırakırken
- En heyecanlı yerindeydim sen bölmeden önce biliyor musun? diyerek şakayla karışık Ros'un omzuna geçiriyorum hafifçe.
- Yapma ama diyor bezgince. Bu seri manga severler derneğinden 5 puan bile alamadı toplamda. Böyle çocukça bir şeyi kim sever ki hem. Çok saçma.
- Çocukça diye tekrarlıyorum.... Çocukça.... gülümseyerek çalışma salonuna girdiğimde kızları hummalı bir şekilde oraya buraya koşuştururken buluyorum. Neobi beni görür görmez bir hışım yanıma gelip kulağıma fısıldıyor: 
-Kimseye söylemedin değil mi?

İşin aslı Ros'un çocukça diye bahsedip yerlerde sürünen puanıyla dalga geçtiği manga Neobi'nin bunca yılın ardından hep edit  hep edit nereye kadar diyerek yazdığı hikayenin ilk bölümü. Yalnız ilk bölüm dediğime bakmayın kanımca aynı zaman da son bölümü de. Çünkü gerçekten aldığı hezimet karşısında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Kim ne derse desin bu seri benim için çok değerli. Çünkü orada anlatılan hikaye Neobi ve benim tanışmamızı resmediyor. - Tamam hayali öğeleri fazla ama olsun -
Fakat bunu benden başka bilen kimse yok. Ve eğer devamını merak ettiyseniz kısaca özet geçeyim. Güç belada olsa Vahşi Güzel - yani sözüm ona neobik :P - envai çeşit irili ufaklı arkadaşıyla beni kötü kraldan kurtarıp evime yolladılar. Hatta Neobiyi bir kaç haftalığına benim dünyama alarak kendimce teşekkür ettim. Birlikte güldük eğlendik. Ve çok iyi anlaştığımız fark ettik. Gel zaman git zaman Neobiyi de kendi dünyama çekerek çok farklı diyarlarda kendimize yeni bir alan yarattık. Öyle işte...
- Aman ha diyor sessizce. Sakın kimseye anlatma. Hele de Ros'a. Diline bir düşersem alimallah yani.
- Ne fısırdaşıyorsunuz bakayım orada diyerek Neobinin lafını kesen Ros, hadi artık yapalım şunu diyor. Çok zaman kaybettik..
- Doğru doğru hadi bakalım nurdish cadısı takıl peşimize.
Küçücük ofisimizin mutfağına sürüklüyorlar beni kıkırtılar eşliğinde...
Mutfakta ki minik masanın üzerinde ki cadı pastasının etrafına toplanmış binbir cadı beni görünce hep bir ağızdan bağırıyor. 
İyi ki Doğdun Nurdish Cadısııııı <3
The End
Paslanmışım annem paslanmışım. Böyle allamm kıvrana kıvrana yazdım bitirdim cidden. Uzun bir müddet daha yazmayacağım kanımca asghfasgh Öhm Naber minna? Özlediniz mi bakayım beni hı hı hı? Tabiisi özleyeceksiniz. Gerçi özlediğinizin ben olmadığını biliyorum ama neysem hehehe. Müjdeli bir haberim falam yok. Gargamelle olan savaşım haala devam etmekte. Telefonumda kalan 1 gb'lık internetimi ellerim titreye titreye leptopuma bağlayıp bu cadının doğum günüsünü kutlamaya geldim burlara. Gör gör nee kaaa düşünceli, ne kaaa vefakar, ne kaaa cefakar, ne kaaaa tamam tamam sustum :D 
Nurdish annem seni anlatmaya hangi kelimenin gücü yeter bana söyle. Hangi kelimeler cürret edipde senin için hikaye olabilir hı ? Olursa da bu kaaa olur işte. Beğenmen dileğiyle diyip, doğum günüşünü en en en içten dileklerimle kocaman kutlayıp, o şeker yanaklarından kıtlayıp, netim de suyunu çekmeden karabatak pozisyonuna geri dönerim. Ösleyin beni anacımmm... 

Nurdish:

Öncelikle iyi dileklerinizden ötürü her birinize çooook teşekkür ederim Mabushi Ailem! Yaşlandık, yaşlanmaya devam ediyoruz... Ama dilerim ki birlikte mutlu mesut yaşlanalım, alalım elimize cadı süpürgelerimizi, baston niyetine kullanarak takma dişlerimizi takırdatarak huzur içinde yaşamaya devam edelim. Aaaah ah! İçim geçmiş sanki biraz... xD 

Neobikime de bilhassa bu güzel güncel için çoooook ama çooook teşekkür eder, ardından aldığım müsaade ile bu yazının altına kendi güncelimi eklerim. 

Buyrun gençler! Bu hafta da rutin güncelimize devam ediyoruz. Bir sonraki hafta diğer mangalarımızdan da eklemeye çalışacağım. 

Hadi bakalım, afiyetler olsun!!!


Yamato Nadeshiko Shichi Henge: 107-108

Yamada-kun to Nananin no Majo: 91-92



{ 22 yorum yazıldı sende Yorumla! }

  1. Yaaaaa! Çok tatlıııı! Çok teşekkür ederim Neobikim, çok beğendim. Ellerine kollarına internetine sağlık vahşi güzelim :D
    Müsaadenle yarınki güncelimi burda yayınlamak istiyorum bebeyim. ;) :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demak şekerim hikaye de müsade de senin. Beğenmene sefindim kkkk

      Sil
  2. kutladıydım emme bu masalımsıyıda es gecmek olmazdı… heppiden hallice börttdeyler nurdishchanım…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tenk yu veri veri maç!!! Çok sağol kuzum! kucak dolusu muccak :D

      Sil
  3. wuuuu süper olmuş nice yıllara NURDİSH yeni yaşın kutlu olsun. Nice sağlıklı bol mangalı bi sürü cadılı upuuuuuuzunuuunn yıllara :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin! Çok teşekkür ederim :-)

      Sil
  4. doğum günün kutlu olsunnn Nurdish *-* :D nicce mangalı senelere :3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, amin inşallah :-)

      Sil
  5. heyt be üzülmüştüm neobinin güncelini okuyamadım diye Nurdish'im iyiki doğmuşsun canım :) Nice sağlıklı mutlu bol bol çevirmelik mangalı yılların olsun inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağol kuzum hep birlikte nice yıllar, nice mangalar geçirelim inşallah! ♥:-D

      Sil
  6. Doğum gününüz kutlu olsun nice mutlu senelere ^-^(Benimkine de 16 gün kaldı :P (: )
    -zynpgnc-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :-) az kalmış seninkine sevgili Koç burcu ;-)

      Sil
  7. hepi börtdey diyenlerin çok olsun nurdishim
    patronum
    sempaim
    ortağım
    hep birlikte daha daha daha da yaşlanmak dileğiyle :D :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amiiiin kuzuum, hep birlikte inşallah! bir geri dön de bitsin bu hasretlik :D

      Sil
  8. Nurdish doğum günün kutlu olsun, güncel için de teşekkürler, ellerinize sağlık. :D

    YanıtlaSil
  9. Eneeemm!! Bi börtdey paarti kaçırmışım yaa.
    Mutlu mutlu senelere nurdish. Doğum günün kutlu olmuştur umarım;) nice güzel yaşlara canım.


    Güncel için de herkeslere boool boool teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hehehe, geç olsun da güç olmasın diyelim :D Çok sağol canım. :)

      Sil
  10. Nice yıllara patron....
    Yanlız... sormam gereken sorularda yok değil hani. O kral kimmiş. neobinin mekanında kral olabilecek birileride mi varmış. yoksa o zamanlar neonun daha yükseliş dönemi değilmiydi. ayrıca kralı beraber mi devirdiniz..
    Ayrıca şeytan kraliçemizede bu güzel yazısından dolayı teşekkür eder her saniye azalan interneti için de sabır dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :)
      hehehe... ne krallar devirdik birlikte :P o zamanlar yükseliş değil, başlangıçtı ;)
      esas bu soruların cevabını kendisi hikayenin devamında verecek diye umuyorum :D

      Sil
  11. Nurdish doğum günün kutlu olsun.iyi ki varsın,iyi ki varsınız cadılar.Bu güzelim mangaları bizlerle paylaştığınız için ne kadar teşekkür etsek azdır.benim yamadam da gelmiş.iki haftadır yamadayı bekleyen ben yamadaya uçarken ellerine sağlık nurdish.NİCE MUTLU YAŞLARA...

    YanıtlaSil
  12. Çok sağol canım, hepbirlikte var olmaya devam edelim inşallah :)
    yamada da afiyet olsun şekerim ;)

    YanıtlaSil

- Copyright © Mabushi Majo - - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -