Neobinin Güncesi: Aramıza Hoşgeldin Dost // Part 1

By : Neobi

Gözlerini açtığında kendisine tamamen yabancı gelen bir odanın ahşap tavanına bakıyordu. Nerede olduğuna dair en ufak bir fikri olmaması bir yana buraya nasıl geldiğinden de haberi yoktu. Huzursuzca kıpırdandı yayları öten yatakta. Fakat hareket etmek fazlaca güç istiyordu. Başaramadı ve pes etti...
Bulanık görüşüyle etrafı taramaya başladı. Baş ucunda eski bir lamba vardı ve bir de ufak bir düğme hemen dibinde. Sol tarafına kaydığında ise bakışları yarısı bitmiş bir serum gördü. Her şey o kadar karmaşık ve zordu ki güçsüz bedeni de, beynide en sonunda pes etmişti.
Tekrardan gözlerini kapayıp düşünmeye zorladı kendini. Neredeydi, buraya nasıl gelmişti...

4 saat önce...
Kot ceketimi çakma bir şemsiye gibi başımın üstüne çekiyorum. Gerçi şemsiye demeye bin şahit ister. Tüm suyu emerek başımdan aşağı aktarıyor. Yaklaşık 1,5 saattir bu kahrolası yarım damın altında taksi bekliyorum. 2 bin dolara kavga dövüş aldığım çizmeler ayağımı mahvetmiş durumda. O kadar da para bayılası değillermiş yani. Şuan tek istediğim bir an önce evime gitmek, bu lanet çizmelerden kurtulup sıcak bir duş almak. Sonrasında ise sıcacık yatağıma gömülüp en sevdiğim şov olan running man'in bu haftaki tekrarına göz atmak. Ama bu şartlar altında durum pek de iç açıcı değil. Oysa ki bu sabah ne kadar da güzel başlamıştı. Kim derdi böyle sonlanacağını....
Yan tarafımda iki sevgili sürekli bir tartışma halinde. Neymiş efendim neden dans pistinden hiç inmemişmiş... Ne yapacaktı ki? Barda oturup şükran duası mı? Kendi kendime söylenip kafamı diğer tarafa çevirdiğimde bize doğru yaklaşan taksiyi fark ediyorum. Bize diyorum çünkü şuan burada bir ordu insan taksi bekliyor. Eh haliyle 1,5 saattir nasıl bir savaş verdiğimi tahmin etmişsinizdir değil mi?
Hadi kızım, bu sefer başaracaksın diye kendimi pohpohlayarak atılıyorum son hız. Fakat bu arada unuttuğum çok önemli bir şey var ki oda düzlük alana varmadan önce inmem gereken 6 adet basamak olduğu. Bu gerçek kafama çok geç dank etti. Şayet merdivenlerden yuvarlanmadan önce bu gerçeği farketmiş olsaydım şuan bir dünya insanın ayak numaralarına bakmak zorunda kalmayacaktım. Ve bir sürü ayak beni burada pestile çevirmeyecekti...

Şimdi...
Gözlerimi tekrar açıyorum. Fakat bir tuhaflık var. Daha demin uyandığımda olduğum mekanla şuan olduğum mekan tamamen farklı. Ya aklımı kaçırıyorum, yada tuhaf bir rüyanın içerisinde sürükleniyorum. Ne olduğunu kestirmek çok güç...Şöyle bir etrafı tarıyorum. Üstümde her an çökebileceğinin sinyallerini veren bir tavan, duvardan sarkan örümcek ağları, yerde gıcırdayan tahtalar. Bir dakika. Gıcırdayan tahtalar mı? İyi de bomboş odada neden ve nasıl yerde ki döşemeler gıcırdar ki... Bir ürperti sarıyor tüm bedenimi. Hızlıca doğruluyorum yattığım yerden ki hatırladığım kadarıyla bunu da yapamamam lazımdı. Ama içinde bulunduğum durum odadan daha az korkunç gelmiş olacak ki buna kafamı pek de takmıyorum.
Baş ucumda duran lamba olduğunu zannettiğim - ki alakası bile yok, gerçekten - şeyi kapıp yorganı burnuma kadar çekiyorum. 
Eskimiş tahtaların gıcırtıları arttıkça yavaş yavaş irili ufaklı karaltılar da kendini belli etmeye başlıyor. Yerde sürüklenen simsiyah pelerinler, çıplak ayaklar, mırıldanılan tuhaf sözcükler...
Her ne kadar saçma bir rüyanın içerisinde olsam da yine de bu durum oldukça ürkütücü. Hiç sesimi çıkarmadan yavaşça siniyorum olduğum yerde. Gözlerimi sımsıkı kapatıp bildiğim tüm duaları saydırıyorum içimden. Bir an önce uyanıp evdeki koltuğuma gömülmek tek hayalim olsa da bu durumda pek de mümkün değil gibi.
Nasıl olur da içinde bulunduğum durumdan kurtulurum diye kara kara düşünürken duyduğum seslere kulak kabartıyorum:
Neobi: Hala uyanmadı değil mi?
Nurdish: Daha değil. Yaptığımız büyü daha tam anlamıyla tesir etmiş değil...
B- bir dakika. Biri büyü mü dedi? 
Neobi: Bir yanlışlık olmalı. En etkilisinden yapmıştım oysa ki...
Rosario: Kızın bedeni ciddi derecede hasar görmüş durumda. Hiç bir büyünün tesir edeceğini sanmam. Kızı yakmaya ne dersiniz? Yada her bir organını yeni büyülerimiz için malzeme yapmaya?
Duyduğum kelime üstümde o kadar büyük bir şok etkisi yaratıyor ki ağzımdan kaçan çığlığa engel olamıyorum.
Neobi: Uyuyan güzel nihayet aramıza teşrif etti sonunda...
Kendimi içerisine gizlediğimi sandığım yorgan üzerimden çekilirken sımsıkı yumduğum gözlerimi açmadan elimde olan şeyi rasgele etrafa savurup bağırıyorum.
KİMSİNİZ HAA!! N- NE HAKLA BENİ ALIKOYARSINIZ!!!
Rosario: Yakalım demiştim. Uyanmadan bu işi bitirmeliydik.
Soğuk Nevale: Arghhhhh cidden ağzına bir şey tıkamaz mıyız. Uyuyoruz şurada.
Bütün gözler bütün uyuşukluğuyla koltuğa tünemiş kıza çevrildiğinde elimde ki süpürge kırıntısını - oysa ki lamba olduğuna emindim - dibimde beni yakmaktan bahseden kızın kafasına geçiriyorum.
Rosario: Ahhh seni lanet sürt-....
Neobi: Ros sakin ol. Geç Nevale'nin yanına ve buraya biz izin vermeden yaklaşma...
- Öf yaa tamam...
Uzun yeşil saçları, deniz mavisi gözleriyle mükemmel bir uyum içerisinde olan kız - ki kendisi Nurdish oluyor - yavaşça elimdeki süpürgeden bozma lambayı alırken, kuzguni siyahı saçları ve zümrüt yeşili gözleri, - ki kendisi Neobi oluyor - uzun boyu olan - ki tahminimce içlerinde ki ele başı da olması muhtemel - kişi yavaşça üzerime abanıyor. 

Yeşilin hiç bilmediğim tonunda ki bu gözler yüzümde, saçlarımda, tüm bedenimde dolanırken kıpırdamam neredeyse imkansız. Ve hayır şoktan veya aldığım herhangi bir hasardan değil. Adeta büyülenmiş gibiyim. Etrafımda ki bu 4 kız o kadar güzel ve o kadar ürkütücü ki gördüğüm manzarayı şuan bile tarif etmem pek mümkün değil.
Üstümde ki ağırlığı gittikçe yok olurken gözlerimi gözlerinden zorla ayırıyorum.
Hıımmmm diyor düşünceli bir şekilde karşısında onu dinleyen Nurdish'e. 
-Böyle bir türü daha önce hiç görmedim....
-H-hey bana baksana sen? Tür mü dedin tür mü? Şuan dünya üzerinde ki 7 milyar insan bu şekilde. Bana tür demeniz çok garip değil mi sizinle karşılaştırılınca...
Bir anda bütün gözler bana çevriliyor. Koltuğuna tünemiş olan bile bana bakıyor sonunda. Bir kaç saniyelik bir sessizliğin ardından hep bir ağızdan bir kahkaha patlatıyorlar. Nasıl böyle deli gibi gülerken, böyle büyüleyici olabilirler ki... Kendimi onların yanında vasatın altında hissediyorum. Ama beni yıldıramazlar. Her şey bir yana asıl garip olanın kendileri olduğunun farkına varmalılar:
-Hey sen. Şu kılığına bir bak ne yeşil saçlar mı? Ne mor gözler mi? Ne en siyahından kanatlar mı? LANET OLASI HEPİNİZ KAFAYI MI YEDİNİZ?
O kadar sinirliyim ki artık hiç bir şeyin önemi yok benim için. 
Soğuk Nevale: Neo'ya çemkirdi gördün mü?
Rosario: Haha sence sonu ne olacak? Ben kara büyü diyorum ya sen?
Nurdish: Eğlenceli bir iş Neo, ne dersin?
Neobi: Cidden nutkum tutuldu. Hey Ros odamdan sihirli deyneğimi getirir misin?
Rosario: Yattta biliyordum xD Ben kazandım Nevale. Büyülü defterin benimdir.
Rosario hoplaya zıplaya odadan çıkarken koltuğunda ki Nevale aheste hareketlerle yerinden doğrulup baş ucuma tünüyor. Mor gözleri bir girdap gibi. Yavaşça kulağıma eğilip kanımı donduran şu sözleri fısıldıyor:
Emin ol hayatta en çıkışılmaması gereken kişiye çıkıştın. Kendi mezarını kazdın dünyalı dostum.


................


Elimde ki tozlu defterin kapağını kapatırken gülümsüyorum. Mutfaktan gelen tıkırtılar herkesin bir şeyler hazırladığının kanıtı. Defteri baş ucuma bırakıp yavaşça doğruluyorum. Elbisemin etekleri yeri süpürüyor. Askılıkta bekleyen pelerinimi üzerime geçirip, kapının arkasında ki süpürgemi alarak gece göğüne doğru uzanıyorum. İçimde tarif edemeyeceğim bir huzur... Aheste hareketlerle yükselirken mutfak camına yansıyan dostlarımı görüyorum. Hala ilk günkü gibiler... Hala hepsi göz alıcı. Hepsi ilk karşılaşmamızdaki gibi neşe dolu, bazıları ise hala uyuşuk. O mutlu tabloya son kez bakarak, simsiyah gecede gözden kayboluyorum.  


Şimdi diyeceksiniz ki " neki bu "... Hakkınız var diyin tabi. Şimdilik bu sorunuza verebileceğim tek cevap " güzel bir şey "... Yani şuan açıklarsam işin süprizi kaçar. Pazarı bekleyin anacım pazarı. 2. bölümde her şey gün yüzüne çıkacak der, güncel hazırlıklarıma geri dönerim xD
Ve bir de sakın şu ikili gibi devamını okumak için birbirinizi yemeyin emi asghfasghf. Janee minna =)

Rosario: Bir Cadı Hikayesi

By : Rosario~

Bundan yıllaaaar yıllaaar önce… yok yok sadece iki yıl önce ilk manga çevirime başlamıştım. Onu ilk gördüğümde aramızda bir elektrik hissettim. Portakal çok sevdiğim bir meyve olmasa da çok çekici ve bana benzer gelmişti.  Böylece orange ı büyülerimin arasına kattım ve çevirmeye başladım ama ne çevirme… Efenime söyleyeyim  haftada bir mi dersin ayda bir mi dersin…. Bunun üzerine majoların majosu neobi bana bi güzel fırça çekti. Halbu ki bilmiyordu üzerimdeki büyünün etkisini…

Eğri oturdum düz oturdum ara sıra yamuldum çok düşündüm taşındım ama nedenini bulamadım. Sonunda bu üşengeçlik moralimi bozdu beni yatağa kitledi. Şimdi siz sevgili takipçiler bilmezsiniz benimde zayıf noktam üzülünce görünmez oluyorum. Flulaşıp saydam bir şey oluveriyorum. Böyle diğer majocanlar beni merak ede dursun ben odamdan dışarı adım atmıyor sesimi de çıkarmıyorum.

Orange’ı da hem üzüntüden hem orange ı yaratan bacımın mangayı bırakmasından çevirisine bir son verdim.
Gel zaman git zaman en az benim kadar bu hikâyeyi çok seven majoların majosu neobi işin peşine düşer. Üleyn der hem bizim uyuşuk ortalardan kaybolduuuuu hem bu karı canım hikâyeyi bıraktı gitti. İyisi mi ben bunun sebebini bir araştırayım. Böylece az gitmiş uz gitmiş çeşitli kaynakları araştırmış sormuş soruşturmuş bu bacının dedikoduları kulağına gelmiş. Meğer mangaka uyuşukluğundan çizimlerini bir türlü teslim edemiyormuş bunun üzerine kavgalar çıkınca yeter bırakıyorum deyip ardına bakmadan gitmiş. Neobi dedikoduları duyunca önce vay salak karı sen böyle bir sebepten mangayı bırak git diye hiddetlenmiş. Sonra aklını başına toplayıp gerçek dank edivermiş. Tabii ya!! Demek bu yüzden Bizim Ros üzüntüden hastalandı uyuştu hantallaştı. Mangaka onu etkiliyormuş..  Ne zaman mangakanın çizesi kaçsa uykusu gelse bizim Ros da kaytarıyor çeviri yapası gelmiyordu.

Böylece neobi apar topar geri dönmüş. Kurucu üyelerini bir araya toplayıp Ros’un durumunu anlatmış.
Pow, Nurdish ve nevale Ros’u bu durumdan bir an önce kurtarmamız lazım demiş. 4 majocan hemen koca kazanın etrafında toplanıp efsunlar hazırlamaya başlamış. Tüm gece gözlerini kırpmadan pür dikkat büyüye yoğunlaşmışlar. Böylece büyü hazır olunca güneşte yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlamış.

Bu sırada ben odamda zar zor nefes almaya çalışıyor, düşüncelerini bir türlü toparlayamıyordum. Derken kapım açıldı. Arkasına güneşi alan 4 cadıyı gölgeler içinde görünce önce korkuya kapıldı. Sonra cadılar içeri doğru yürüdükçe onların arkadaşlarım olduğunu anlayıp gülümsedim. “iyi de beni  göremiyorlar ki.. Bu ne işe yarar,” diyerek tekrar hüznüme gömüldüm.

4 cadı ellerindeki minik şişelerin kapağını açıp sihirli sözleri söyleyerek odamın dört bir yanına üflediler. Böylece önce yavaş yavaş yattığım yerden görünmeye başladım. Daha sonra gücümü geri kazandım. Bir süre sonrada tekrar eski Ros oluvermiştim.



Mutluluktan ağlamaya başladım. O sırada köyün tüm majocanları yanıma gelip bana sarıldılar. Fakat ben iyileşmeme rağmen hala içimde bir burukluk hissediyordum. Ben geri dönmüştüm ama Orange geri dönmemişti.

Neobi bu halimi anlayınca daha sonra bana Orange ı unutmam için yeni bir manga vermişti. Çeviriye başlamış, teslim gününü hiç kaçırmıyordum. Derken o his tekrar içimi kapladı. Tekrar odama gömüldüm. Çeviri vermeyi bırakıp Orange a yoğunlaştım. Böylece iki yılımı oda da Orange ı tekrar geri getirecek büyüleri deneyerek geçirdim. Her geçen gün uğradığım başarısızlık beni biraz daha mutsuz ediyordu.
Majo yılının 2. Ayında yine odamda büyüler denerken haberci baykuş bana bir mektup getirmişti. Hiç acele etmeden açıverdim. Kimden ve nerden geldiği de yazmıyordu. Yazan iki satır cümleyi okuyunca mektup elimden kayıverdi.

“Geri dönüyor.
Yakında, bu yıl içinde elinde olacak.”

Böylece sevinçten havala uçmuş ilk Neobiye haber vermiş beraber kendi aramızda haberi kutlamıştık. Heyecandan ne yapacağımı bilemiyordum.
Günler günleri takip etti, zaman geçmez oldu. Sonunda baykuştan bir mektup daha geldi.

“25 Şubat Majo yılı.”

Çığlıklar atarak 10 gün geri saydım. Herhalde en mutlu majo yılımdı. Böylece 25 i gelip çatmış Orange tüm kusursuzluğu ile karşımda duruyordu. İlk birkaç sayfasından sonra devam edemedim. Sonuna kadar okuyamadım. Neobiye söyledim. Sonra hemen başlıyorum çeviriye dedim ve böylece çevire çevire okudum bölümü. Ne kadar güzel olduğunu hala hatırlıyordum. Ne kadar içten ve benden olduğunu. İşte yine beraberdik. Orada olduğun gün ve kaderim.

Nurdish Güncükü: The Keçiler

By : Nurdish
11 Goat GIFs That You Goat to See
Merhabalar Gençlik!

Umarım görüşmeyeli şahane 2 hafta geçirmişsinizdir. Benim nasıl mı geçti? Valla hiçbir şey anlamadım. Ne ara 2 hafta oldu ki?! Çkçkçk... :P

Bu güncelde sizlere biraz keçilerden bahsetmek istiyorum. Keçiler bana göre en eğlenceli hayvanlardan biridir. (Ama uzaktan izliyorsanız.) Sarp yamaçlara tırmanırlar, hatta buna düz duvara tırmanmak bile denebilir. Bu yüzden zor geçitlere keçiyolu denmektedir. Evcil olanları sütü, derisi ve tiftiği için beslenir. Taze filiz ve yaprakları severler. Ağaçların büyüme zamanlarında yeni filizleri yediklerinde baharda zararlı olabilirler. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ormana zarar vermedikleri, aksine ormanın yangına karşı korunmasına katkıda bulunduğuna dair tezler ortaya atılmıştır. Yaşlı erkeğin önderliğinde sürü halinde gezerler. Yavrusuna oğlak, erkeğine teke, bir yaşındaki erkek ve dişisine çebiç denir.

Peki neden mi keçilerden bahsediyorum? Bu hayvanlar beni gerçekten çok güldürüyorlar! :D Maymunlar gibi keçiler de çok alem hayvanlar. Bunu size ispatlayabilirim! Aşağıdaki hareketli resimlere bir bakınız efenim. ;)




Keçilerin Dünyanın En Umursamaz Hayvanları Olduğunun İspatları

http://onedio.com/haber/keciler-gercekten-pisliktirler-ve-bunu-bilmeniz-onlarin-umurunda-degil-238502

12.resmin tam videosunu da eklemek istiyorum. Kaç kere izlesem de her seferinde gülüyorum. :D






Mangalarımıza gelelim şimdi. Keçilerin ardından Sunako da sizi pek bir güldürecek. :D Çok eğlenceli 4 bölümle (Sunako'lar Eva'nın, Yamada'lar Saparrow'un) karşınızdayız! Ellerinize sağlık cadılar!

Hadi bakalım, Afiyetler Olsun!!!


Yamato Nadeshiko Shichi Henge: 103-104

Yamada-kun to Nananin no Majo: 87-88



Not: AHA! Ben bunu nasıl yazmadan geçmişim?!

Tüm hanımlar! 8 MART KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!!!

Neobinin Güncesi: Hanimiş Onun Kan Grubu

By : Neobi
“0” Grubu “Sıcak”

Olumlu yönleri: Öz güven sahibi, güçlü karar mekanizmasına sahip, sadık, kendi kararını kendi veren, eleştirici.
Olumsuz yönleri: İşkolik, duygusal, inatçı, soğuk, bencil, geçimsiz, endişeli
Gerçekler: Dünyadaki insanların %38’ı 0 negatif, %6’sı ise 0 pozitiftir.
Özellikleri: Sosyal, enerji dolu, çok hareketli, gerçekçi, arkadaş canlısı, gösterişli, uçuk. Önüne çıkan şansları anında kullanır. Yeni bir projeye hemen atılabilir, yeni fikirler üretmeye yatkındır. Dikkati çabuk dağılır, kuvvetli duygulara sahiptir ve kendini iyi ifade edebilir. Her an muhalefet olabilir ama bu duruşundan hemen vazgeçebilir. Diğer kan gruplarından olan kişilere çabuk kapılabilir. Hırslı ve detaycı olan bu kişilik ortama kolay adapte olabilir. Hissettiklerini kolayca ortaya çıkartabilir, doğuştan zariftir.
Özet: Olumlu, aktif, bağımsız, risk almayı seven, dramatik bir yaşama sahip, zaman zaman bencil, romantik, arkadaşlarından etkilenen, organizasyon yeteneği gelişmiş, gururlu, birilerine dokunmayı ve birilerinin ona dokunmasını seven, hedefe kitlenen, boyun eğmeyi sevmeyen, açık sözlü.

“A” grubu “Serin..”
Olumlu yönleri: Dikkatli, sempatik, özverili, kibar, dürüst, sadık, uyumlu, em pati kurabilen.
Olumsuz yönleri: Çok kuruntulu, duygusal, sinirli, kararsız, içine kapalı, sulu.
Gerçekler: Dünyadaki insanların %34’ü A negatif, %6’sı ise A pozitiftir.
Özellikleri: Sinirlense bile sakin kalmayı başarır. İçe dönük, kamuoyuna duyarlı, sorumluluk sahibi. Sinirliyken bile güvenilir ve etrafındakilerin kafası karıştığında her şeyin sorumluluğunu üzerine alabilir. Utangaç olduğu zamanlar vardır. İnsanların yanında bazen sinirli olabilir. Etrafına karşı duyarlı olmasına rağmen başkaları tarafından yanlış anlaşılabilir. Bir doğa düşkünüdür ve kalabalık ortamları pek sevmez. Değişime çok açık değildir, kendine ait bir dünyaya ihtiyaç duyar hatta karamsar bile sayılabilir. Değişikliğe açık olmadığı için duygusal tarafından dolayı bu kan grubundan olan kişiler genelde yaratıcı güce sahip sanatçılardır.
Özet: Temkinlidir, yardımseverdir, sorumluluk sahibi, iç huzura ve güçlü bir hafızaya sahiptir, grup çalışmasında başarılıdır, resmiyeti sever, sakindir, kurallara uyar, insanlarla olan ilişkilerine değer verir, çok hassastır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.

”B” Grubu “Aktif”
Olumlu yönleri: Neşeli, dışarı çıkmayı seven, olumlu, maceracı, aktif, duygusal, kibar.
Olumsuz yönleri: Unutkan, kararsız, dağınık, gürültücü, abartmaya yatkın, spontane.
Gerçekler: Dünyadaki insanların %9’u “B” negatif %2’si ise “B” pozitiftir.
Özellikleri: Mantıklı, organizasyon yeteneği gelişmiş, akla duygudan çok önem veren, yaratıcı. Her şeyin yolunda gittiğini gördüğünde kendini harika hisseder. Yaptığı işe konsantre olarak başka şeyleri görmezden gelebilir. Enerjik ve amaca yönelik hareket eder, herhangi bir konunun fanatiği olabilir ve o konuda sonuna kadar uğraşır. Girişimciliğe açık olmasına rağmen takım oyunlarında ise pek başarılı değildir, çünkü o takım yapısına karşıt bağımsız bir kişiliktir. Olumsuz şeyleri dışa vurmak yerine içe atar, sorunları çözmek için gerçekleri göz önünde bulundurur, çok fazla soğuk ya da resmi olarak görülebilir, arkadaşlarına kendini pek açmaz.
Özet: Neşeli, bencil, kaprisli, gelenek ve göreneklere karşıdır, sosyal, eğlenceli, duygusal, özünde yalnız, kolay neşelenebilen, kibar, bağımsızlığına çok düşkün, güçlü bir kişiliğe sahip, işlerini kendi yöntemine göre yapan, geçinmesi kolay, maceracı, dokunmayı ve birinin ona dokunmasından hoşlanır.

“AB” Grubu “Rahat”
Olumlu yönleri: Hassas, gururlu, diplomatik, sempatik, çabuk öğrenen, zevk sahibi, herkesle kolay anlaşabilen.
Olumsuz yönleri: Devamlı şikayet eder, farklı ve değişken ruha haline sahiptir, çok düşünür.
Gerçekler: Dünyadaki insanların %4’ü AB negatif, %1’i AB pozitiftir.
Özellikleri: Zıtlıkların bir arada olduğu bir karakterdir: Örneğin sosyaldir aynı zamanda utangaçtır. Ne yapacağı önceden kestirilemez. Arkadaşlarına bağımlıdır fakat eğer çok üzerine gelinirse isyan edebilir, sosyal ortamlarda zaman zaman utangaç zaman zamansa cesurdur. Yaratıcı/sanatçı bir yönü vardır. Zorlayıcıdır. Psikoloji, astroloji ve falla ilgilenir, iyi bir politikacı ya da diplomat olabilir. Çok geniş tavırlar sergileyebilir, problemleri sezmek ve engellemek konusunda çok başarılıdır. Şehir atmosferini sever ama bazen kapalı alanlarda kalmaktan hoşlanmaz. Yaşadığı ev onu düşünmeye ve hareket etmeye motive etmeli, yaptığı her şeyde başarıya ulaşır.
Özet: Gizemlidir, mantıklıdır, ekonomiktir, etkilidir, genelde eleştiricidir, analitik bir düşünce yapısına sahiptir, duygusuzdur, orijinaldir, yalnız kalmayı sever, çabuk sıkılır, çevresine kolay uyum sağlar, içgüdüsel duygulardan nefret eder, insanlara faydalı olmaya çalışır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.

Geçenlerde ( geçenlerde dediğimde çok oluyor 4 hafta falan önce olabilir :P ) bir sitede denk geldim bu yazıya. Sonrasında chatte bulduğum yazıyla ( sanki gizli bir bilgiymiş gibi ) hava atarken x kişisi ( bakınız siyanür :P ) yahu dedi paylaşta nasiplenelim. Bu zamana kısmet oldu paylaşmak kısacası :D Ben kan grubumla pek bir uyumluyum arkadaş. Hık demişim burnundan düşmüşüm :P Merak ederseniz okuyun işte güzel şeyler var :D 
Gelelim mangalaraa... Malumunuz ( gerçi bir çoğunuz bilmiyor, hatta günceli okumadığınız için de bilmemeye devam edecek ve sorularınızla beni, bizi, bizleri çıldırtacaksınız :P ) 1 haftadır hasta döşek yatıyorum. Her şey önce masum bir griple başladı... Sonrasında vücudum vitaminsiz kaldığı için grip bronşite dönüştü... Sonrasında ise zatüre başlangıcı dediler. Her doktor farklı bir şey dedi anlayacağınız. Ben bile bilmiyorum tam olarak neyim olduğunu :D Yaşar ne yaşar ne yaşamaz muhabbeti gibi :P Bilmediğim bir hastalıktan ötürü iğneler, haplar bilimum serumlar sonucu bir haftadır yatıyorum kısacası. O sebeple sepetimize pek bir şey koyupta getiremedim. Sadece 1 aydır vermediğimiz için maidle uğraştım. Onda da sırf kalite attığım halde ( edit malumunuz eva chanda ) 1 haftada zor bitirdim bölümü düşünün ne hallerdeyim :D 
Sevgili cadılarımın kan,ter ve göz yaşı ile yoğurduğu bir kaç bölümü boş geçmeyelim en azından diyerekten şuracığa bırakıyorum. Bir sonraki güncelde dolu dolu gelicez söz. Ve bir de bir sürprizimiz olacak anacım gün içerisinde XD Benden şimdilik bu kadar. Ben süpürgeme binip 1 haftadır kendisiyle kardeş olduğum yatağıma doğru uçarken sizlere keyifli okumalar diliyorum. Ve bir de sağlığınıza dikkat edin kuzular. İğne'nin şakası yol valla. Conk die giriveriyor derinize sonrasında :P 

Not: Gördüğünüz üzre takipçi kısmımızı geri getirdik. Nasıl üye olacağınızı unutmuş olabilirsiniz. O sebeple şu konuya bir tık tık

Güncel Listesi
Bokura wa İtsumo 4

Kaichou Wa Maid Sama 61 – 62

Orange Marmalade 49 – 50

Shinigami Hime No Saikon 12 – 13

Yankee-kun to Megane-chan 78


Yumemiru Taiyou 25

Mabushi Majo Ailesi Keyifli Okumalar Diler.

Nurdish Güncükü: DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN SAPARROW!!!

By : Nurdish

Evet gençler, güncelimi bir gün öteye attım, çünkü bugün Saparrow'un doğum günüsü!



Sapa'nın doğum gününü kutladıktan sonra gelelim mangalarımıza...

Üzülerek Hadaşi de Bara wo Fume mangasını askıya aldığımı söylemek istiyorum. Nevale'den sonra Saparrow'la birlikte mangayı yapıyorduk ancak Saparrow hem Sunako'yla, hem Yamada'yla ilgileniyor. Onların yanında bir de Hadaşi olunca mangaları yetiştiremez hale geleceğinden ötürü, bu cildi 26.bölümle tamamlayıp, iyi ve tecrübeli bir editör bulana dek (ya da Nevale geri dönene dek de olabilir) Hadaşi askıda kalacak. Ama korkmayın, projeyi bıraktığımız falan yok. Eğer ilgilenen bir editör olursa lütfen benimle irtibata geçsin. Çok memnun oluruz.

Bu kötü haberi verdikten sonra güncellerimize geçelim:

Sunako'nun, benim gibi sizi de gülmekten öldüreceğinden eminim. Çok eğlenceli 2 bölüm!

Yamada oldukça kızışmış durumda. Bu iki bölümü çevirirken o kadar meraklandım ki, hızımı alamadım, iki bölüm daha çevirdim.

Hadaşi'de de aynı şekilde merak içerisindeyim. Öyle bir yerde kaldı ki, "Acaba sonrasında ne olacak? Ne yapacak bu Souiçirou onsuz?!" diyeceksiniz.

Buyrun okuyun efendim...

Yamato Nadeshiko Shichi Henge: 101-102

Yamada-kun to Nananin no Majo: 85-86

Hadashi de Bara wo Fume: 26

Afiyetler olsun gençler!!!


Neobinin Güncesi: Sı-kıl-dım

By : Neobi

Pazar'ın ilk dakikaları gelir gelmez, takii ben günceli verene kadar "günceelll nerrdee kaldııı,,  pazarı geçtik pazartesiye girdik nerde bu güncellll" diye ortalarda dolanmanızdan,

Bu seri durdu mu, çevirmeyecek misiniz? Çevirin lütfen, aman bırakmayın diye ürettiğiniz komplo teorilerinizi her daim görmekten,

Laf anlamayan velilerden ve onların zengini şımarık çocuklarından,

Hiç bir bilgisi olmadığı halde boş boş konuşup ahkam kesen insanlardan,

Yaşını başını almış baaazı insancıkların saçma salak takıntılarından,

Bu dengesiz havalardan,

Üst katta 7/24 arabeske bağlayıp kendiyle birlikte beni de jiletleyeceğinden korktuğum emmoğlunun düşüncesiz davranışlarından,

Alt komşunun ağlamaya programlı bebeğinin gece boyu  nöbet tutmasından,

Sokakta ki vik vik vik kedi korosundan,

Odamın dekorundan,

Skipin tutarsızlığından,

Acaiippppp SIKILDIIMMMM

Öyle işte serzenişlerimi de yaptığıma göre bir iki farklı konulara değinip kaçayım:

1) Bir serimizi daha sonuna getirdik. Hele Şükür =) Shinigami Hime No Saikon cadılarımızın eşsiz azmiyle finali gördü şükür. Bu seriyi nedense hiç tamamlayamayacağız diye düşünmüştük XD Başladık başlayalı bir sürü şey geldi başına garibin. Yinede yılmadık ve sonuna eriştirdik :P Fekatt gelin görün ki şuan ekleyemicim. Çünküm creditini hazırlarkene bir hata ettim :D Şimdi uğraşamıcam valla uyku perilerim göz kapaklarımı çekiştirmekle meşgul. Yarın bi kontrol edin konusunu. Akşam işten dönünce eklemiş olurum :)))

2) Mahlas şekerim doğum günün kutlu olsun. Bianhee böyle güzel bir hikaye yazmak isterdim emme bu aralar ilham perilerim terki diyar eylemiş durumda beni. Seneye telafi ederiz daha güzeliyle umarım :)

3) Askıya alınan proje taiyou no ile. Bu açıklamayı pow yafrum yapacak kısa bir süreliğine sazı ona bırakıyorum :D

" Pow: Mif universite sınavlarına yoğunlaşması gerektiği icin artık aramızda olmayacak, bu sebeple mevcut projesi olan taiyou mangasını şimdilik askıya almak durumunda kaldık. Manganın takipçilerinden biraz sabretmelerini rica ediyoruz, en uygun zaman diliminde kaldığımız yerden devam edeceğiz."

4) Tüm serilerimiz bu hafta çok güzel ama özellikle artık animeden sonraya geçmiş bokura ga ita'ya dikkat çekmek istiyorum. Harika bir bölümdü kaçırmayınız derim.

5) Taiyou no ie dışında ( ki taiyounun sebebini de yazdık zaten ) HİÇBİR mangamız durdurulmamıştır. Öyle bir şey olsa gelir bi açıklama yaparız zaten. Bir hafta bir bölüm gelmedi diye kendinizce çıkarımlarda bulunup hurafeler üretmeyiniz efenim.

6) Geçen hafta Muhteşem Yüzyıl dizisini izlediniz mi bilmiyorum. Geçen haftaki bölümde Şehzade Mustafa'nın katli vardı. Bu sebeple ekrana kitlendim, çünkü Şehzade Mustafa benim çok saygı duyduğum bir Şehzadedir ve bu sahnenin layıkıyla çekilip çekilmediğini merak ettim. Her neyse... Şehzade Mustafa kaftanını giyerken çalan bir parça vardı. Dizide Aytekin Ataş'ın seslendirdiği "Zahid Bizi Tan Eyleme" parçasını daha sonra youtubede bir araştırayım bakalım insanlar bölümle ilgili neler demiş diyerekten ( şeytan dürttü tabi ) buldum. Arkadaş cidden bu ülkede ağzı olan konuşuyor. Bir kere daha bunu görmüş oldum. Yorumlara bir göz atın. Sanırsınız herkes Tarihçi. Herkes bilim adamı. Sanki hepsi o yılda yaşamışta daha sonra bu döneme reankerne olmuş. Öyle şeyler okudum ki böyle ağzım açık kaldı. Şehzade Mustafa'yı tutup Kanuniye söven, Kanuniyi sevip Mustafayı yeren...  Olayı Alevi-Sunni çatışmasına çeviren... Ne kadar boş insan var ya... Daaha doğrusu ne kadar gereksiz insan var. Videoyu şuraya bırakıyorum. Bi tıklayın ve yorumlara göz atın neden bahsettiğimi anlayacaksınız.
Sorsan bir çoğu daha düne kadar Şehzade Mustafayı tanımaz etmez. Kanuni'yi desen adını duymuştur icraatlarını bilmez. Pargalı ibrahim'e söver ama bu adam neler yapmış diye araştırma gereği duymaz, Mahidevran Sultanı kötü beller ama aslında kimdir bilmez vs vs vs... Yazık cidden... Ne ara bu kadar yozlaştık, bu kadar ilgisiz olduk, ne ara tarihimizi kulaktan dolma bilgilerle savunur olduk biz... X padişahı, Y şehzadesi, A veziri kim olursa olsun farketmez. Sevmek zorunda değil herkes tabii ki. Ama saygı duymak zorunda. Bu insanlar geçmişe damgalarını vurmuş insanlar. Zamanında cihana hükmetmiş insanlar... Daha evini bile yönetemeyen  bir avuç insanın arkalarından fütursuzca atıp tutmalarını, küfür etmelerini kesinlikle Hak Etmiyorlar...
Bak yine sinirlendim konudan bahsedince. Çok kısa Şehzade Mustafadan bahsedeceğim. Şehzade Mustafa benim Osmanlı içerisinde en sevdiğim kişidir. Ayrıca Osmanlı zamanı boyunca Yeniçerilerin ve halkın en çok desteğini almış ve en çok sevilen şehzade olmuştur. Sultan olmadan hakkında en çok mersiye yazılan şehzadedir. 
Son olarak kendisi hakkında katlinden sonra Taşlıcalı Yahya Bey tarafından kaleme alınan en sevdiğim mersiyesini paylaşıp güncele geceçeğim:

Meded meded bu cihanın yıkıldı bir yanı
Ecel celalileri aldı Mustafa Han'ı
Dolundu mihr-i cemali bozuldu erkanı
Vebale koydular al ile Al-i Osman'ı

Lütfen sevgili arkadaşlar biraz araştıralım olur mu. Tarih dizilerden öğrenilmez ;)

Güncel Listesi:
Bokura Ga İta 31
Dengeki Daisy 64
L-DK 34
Love İn The Mask Cilt 15 ( 63,64,65,66 )
Nana 6
Orange Marmalade 47 – 48
Skip Beat 167
Yankee-kun to Megane-chan 76 – 77

Yumemiru Taiyou 24


Mabushi Majo 
Ailesi Keyifli  Okumalar Diler


Nurdish'in 100.Bölüm Günceli

By : Nurdish



EVEEEET! 100'ledik Sunako'yu! Şu an egom tavan yapmış durumda hehehe :D Yukarıda dediğim gibi bu kadar böbürlenmek yeter.

Gel gelelim bu haftaki güncellerimize...

Size 2 güzel haberim var gençler! Birincisi, Heroine Shikkaku'nun çevirmen/editörü sınavları sebebiyle müsaade istemişti. Bir süre onsuz devam etmeye karar vermiştik. İşte bu manga için çevirmen ve editör bulduk! En yakın zamanda bölümlerimizi hazır edip sizlere ikram edeceğiz.
İkinci güzel haberim ise, 16 Life mangasına da çevirmen bulduk! Yani o da artık sahalara geri dönüyor :)

Bu güzel haberlerin yanında yeni bölümlerimize gelelim:

Yamato Nadeshiko Shichi Henge: 99-100!

Yamada-kun to Nananin no Majo: 83-84

Hadashi de Bara wo Fume: 24-25

Afiyetler olsun Gençler!

Not: Uploader açığımız vardır. Uploader, bizim eklediğimiz bölümleri alır, Batato'ya ve alternatif upload sitesine ekleyerek bizlere linkleri atar. Zor bir şey değil. Eğer ilgilenen biri olursa lütfen bana ulaşın.

Neobinin Güncesi: Daldan Dala

By : Neobi
Bu başlığı sanki daha önce kullanmış gibiyim... Ama nedense hatırlayamadım bi türlü. Amann önemli olan başlık değil içerik sevgili otakular diyip ben balıklama dalayım olaya en iyisi. Şimcik bu hafta acaip konu bolluğu yaşadım. Hatta baya baya da düşündüm hangisini yazsam hangisini yazsam... Tatil yaradı vesselam. Bu hafta yazmayı planladığım 3 konum vardı emme diğerini bir sonraki güncele, hatta ondan sonrakine saklayacağım. Unutmazsam tabe kkkkk
Bir hafta kadar önce Anikeyf'den Panres isimli bir arkadaş ulaştı bana. Amacı bizimle kavga çıkarmak, ortamı dağıtmak, kırılmadık bardak çanak bırakmamakmış. Cık cık yermiyim ben hee yermiyim? Yemem tabeee. De sizler yemiş olabilirsiniz :P
Şaka bir yana sevgili Panres Anikeyf'de editör bir arkadaş. Ayrıca Anikey için de bir dergi hazırlıyor. Geçen ay ilk sayısını verdiler. Yani daha mini mini, çıtır çıtır, taze taze bir dergi. Sağolsunlar 2. sayısı olan şubat sayısında bizimle röpörtaj yapıp okuyacak olan yavrulara, otakulara bizi tanıtmak istediler. Nazik teklifleri ve bize yer verdikleri için teşekkür ederim ailemiz adına. Bu kapsamda bir kaç soru ( bir kaç mı tamı tamına 12 taneeee, ekstra tanıtımlar da cabasıı ) hazırlamışlar bizim için. Ben, pow ve nurdish kolları sıvayıp cevapladık hepsini tabe. Eğer bu zaman zaman çoğu zaman zevzek olan hatunların ciddi taraflarını görmek, zaten tanıdığınız ailemizi daha da yakından tanımak, isterseniz sizi şöyle alalım gençler tık tık . He merak etmiyorsanız, zevzek haliniz hiç çekilmiyor birde ciddi halinizi düşünemiyorum diyorsanız, mabushi majonun arka planında neler yatıyor, kimler ne çabalar sarfediyor ilgilenmiyorsanız bile ( oyarım o gözlerinizi ) dergiye emek veren arkadaşın çabaları hatrına gidin bir göz gezdirin. Hem değişik şeylerde var, anime tanımları felam ilginizi çekeceğine eminim. Şubat sayısında biz varız dediğim gibi, ama ocak sayısını da okumak isterseniz tabiisi biz sizi tutmayız :) Anikeyf ailesine tekrardan teşekkkür edip diğer konuma zıplıyorum artıkın.

Aslında bu konuyla ilgili yazacak pek fazla bir şey yok. Şuraya bir  video bırakacağım. Lütfen bir kaç dakikanızı ayırıp izleyin. Ve yayabildiğiniz kadar yayın. Bu vahşete lütfen ortak olmayın. Ha olur da video yüklenmezse şayet ( ilk defa pcmden yüklüyorum çünkü ) O zaman şu linke tıklayarak izleyin ;) TIK TIK
İki konu demiştim değil mi. Düşündüm de aklımda olan 3. konudan da bahsetmezsem sonra onu unutacağım. Hazır hatrımdayken tazeleyelim bazı bilgileri. Bir efsaneden bahsedeceğim şimdi sizlere. Üniversitede mezuniyet tez konum Yunan Mit'iydi.  Önce kısaca çabıcak mitolojiyi açıklayayım. Mitoloji bir din veya bir halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaradılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikimini, bu efsanelerin doğuşlarını araştırıpi sınıflandırıp yorumlayan / derleyen çalışmalar bütünüdür. Genel olarak mitlerin gerçeklik payı yoktur. Hepsi temelde efsanelere dayanır. Fakat bazı mitlere körü körüne inanıp onların gerçekten var olduklarına kendilerini inandıran insanlar yada toplumlar mevcuttur. Bu genel bilgiyi geçtikten sonra gelelim efsanemize. Bugün chatte artemiss bacıların konuştukları Paris - Helen aşkına denk geldim. O ara biraz işim olduğu için dahil olamadım ama şu tarih aşkım alttan alta dürttü durdu bunca saat. Doğrusunu anlat, doğrusunu anlat diye =) O sebeple hazır orada görmüşken hemde tazelemek adına kockoca bir savaşa neden olan, hiç kimse tarafından düşürülememiş Truva şehrini alaşağı eden, o zamanın efsanevi kahramanı  Aşil'i gözler önüne seren bu aşka bir göz atmaya ne dersiniz :)
Küçük Bir Dip Not: Burada aktaracağım bilgiler doğru olup sadece okurken sıkılmayasınız diye aralara biraz süsleme sanatı icraa edeceğim :P
Paris'in Yazgısı, Truvanın Kaderi...

Zamanın gözde çapkını, parti düşkünü, bir eli yağda bir eli balda olan gökyüzünün tanrısı Zeus ( çapkın derken abarttığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Zira kendisi ölümlü, ölümsüz her kadına saldıran, onları ele geçirmek için olmadık şekillere giren, yine de yapamazsa yakıp yıkıp taşa çeviren bir mendeburdur :P ) günlerden bir gün gökyüzünde ki şatosunda otururken sıkılmış olacak ki kendi kendine şöyle demiş: " Şu Akhilleus'un anne ve babasının evlilik törenlerinin şerefine bir parti vereyim, fakir fukara ve diğer tanrıcıklara bir ziyafet çekeyim de herkesin gönlü olsun. Hemde ben havamı atayım. " 
Diye bir düşünce şimşek hızıyla ( kendisi ayrıca şimşek ve gökgürültüsü tanrısıdır da ) beyninden geçerken birden celallenmiş ve emrinde ki tüm olimpos cariyelerini ziyafet için hazırlığa zorlamış. Mutfakta dolmalar sarmalar pişe dursun, Zeus şimşek ışınıyla eşe dosta, davetiye postalarken yine durmuş düşünmüş. Yahu demiş herkesi davet ediyorum ama Eris'i pas geçsem iyi olacak. Şirret karı geçen sefer ki partimi mahvetmişti zaten. ( bakınız eris: Kavga Tanrıçası, Aynı zamanda Truva savaşının mimarı ) Diyerekten o şaşalı ziyafetinden Eris'i muhaf tutmuş. Fakat Eris bu... Gözü kulağı her yerde fesatlık arayan bir Tanrıça. Sırf pislik yaratmak için doğurulmuş bir tanrıça. Sizce bu durumdan bi haber olur mu? Olmaz tabi... Bu şaşalı ziyafetin bilgileri gitmiş kulağına haliyle. Ehhh demiş Zeus seni sapık moruk... Beni o ziyafete çağırmazsın ha... Ehh bende Eris'sem bilirim sana yapacağımı diyerek akşam saatini zor etmiş. Akşam olup da gökyüzü şatosunun iki kanatlı ahşap oymalı kapıları tıngır mıngır açılır, herkes sofrada ki yerini alırken Eris sinsi sinsi, sürüne sürüne dalmış şatonun içerisine. Herkes bir heves yanındakine hem hava atıp hemde sarmaları dolmaları afiyetle miğdeye indirirken şatonun o koca avizesine tünemiş Eris cebinde ki altın elmasını çıkarıp fırlatmış ziyafet masasına " En Güzel Olan İçin " diye... Tabi hatunların gözleri yuvalarından fırlamış ve bir izdiham çıkmış ki sormayın gitsin. Tabi bu hatunlar içerisinden Zeusun hatunu olmakta ısrar eden Hera ( Zeus'un eşi, aynı zamanda ablası da. ),  zeka tanrısı Athena ( aynı zamanda sanat, barış, strateji ve ilham tanrıçası ), elinden aynasını düşürmeyip kainatın en güzel hatunu olduğunu düşünen Afrodit ( aşk ve güzellik tanrıçası ) başı çekmiş. Tartışma öyle büyümüş ki ne bırakın diğer tanrıcıkları herkese sözü geçen Zeus bile 3 hatunun kavgasına son verememiş. Ehh demiş içinden Zeus " Ah be Eris, şirret kadın. Davetli olmadığın halde bu güzel olayı mahvettin ya bırakmam bunu yanına. Elbet sıkıştırırım seni bi kuytu köşede... " 
Fakat ne hacet yapacağını yapmış ve intikamını almış olan Eris bir köşede elinde çitleği yarattığı kargaşanın keyfini sürmeye başlamış.
Bakmış bu şekilde bu olayı çözemeyecek Zeus oturmuş ve düşünmüş. Ne yapmalı, ne yapmalı da bu hatunları sakinleştirmeli... Zeus bu konuda düşüne dursun birbirlerini yiyen 3 kadın en sonunda Tanrılarına, babalarına ve eşlerine gelerek " ey yüce Zeus al şu altın elmayı ve ver en güzelimize " diyerek topu Zeusa atmışlar.
Zeus sapıktır, hovardadır falan ama salak değildir tabi. Böyle bir şey için kendi başını yakar mı? Yok demiş olmaz. "Biriniz bacım, biriniz karım, biriniz kızımsınız yani nasıl objektif olayım. Bu iş için uygun vicdanı olan sağlam bir delikanlı biliyorum. Adı Paris. Troya'nın kenar mahallelerinde yaşar ama essahlı bir delikanlıdır. Vicdanlıdır, adaletlidir artı Truva kralının da küçük oğludur. Şu sıralar Ida dağında inzivaya çekilmiş, nirvanaya ulaşmayı planlamaktadır. Gidin bulun onu. En güzelinize o kadar verecektir..."
Diyerekten bu nalet durumu hiçbir şeyden habersiz mutlu mesut çit süren Parisin başına yıkan Zeus Hermes'i ( hermes: Gelmişin geçmişin ve geçişin efendisi. Ayrıca Zeus'un habercisi ) önlerine katarak üç hatunu Ida Dağına postalar. 
Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler ve sonunda Ida dağına varmışlar. O kadar yol gidip toz toprak içerisinde kalıp güzellik yarışmasına katılmak olmaz değil mi? Hemen bir dere kanarında soyunup yıkanıp dökünüp, güzelleşip çıkmışlar Parisin karşısına. Tabi bu 3 hatunu gören Paris olayın şokunda. Daha hayırdır ne oluyor demeye kalmadan Hermes atlamış. " Ey adaletli ve kutsanmış insan paris. Bu üç güzel Eris'in kışkırtması sonucu birbirlerine düştüler. En güzelini seçmen lazım. Bu iş için Yüce Zeus seni uygun gördü " diyerek kısaca olayı açıklamış.
Eh demiş Paris " Adaletin kestiği parmak acımaz, gösterin bakalım hünerlerinizi.
Hüner göstermek bir yana dursun 3 güzel de rüşvet vermeyi çok uygun görmüş.
Hera demiş ki: Ey paris olur da beni en güzel seçersen, seni Avrupa ve Asya'nın Kralı yaparım...
Athena altta kalır mı peki? Hemen atlamış Helenayı bastıracak ya. Konuşturmuş kıvrak zekasını.
Athena: Eğer beni seçersen bundan sonra karşına hangi savaş çıkarsa çıksın sana o savaşlarda kullanacağın bilgeliği ve yetenekleri veririm...
Paris olmayan sakalını sıvazlamış ve Afrodite dönmüş... Eeee demiş hatun bir de seni duyalım?
Afrodit: Olurda bu cihan yakışıklısı adil prens beni seçerse ona hayatında hiç yaşamadığı aşkı veririm. Dünyanın en güzel ölümlü kadınının aşkını... Seni ömrün boyunca mutlu edebilecek aşkı...
Tabi daha tüyü terlememiş Paris aşkı duyunca üstüne bir de en güzel kadını duyunca hiç düşünmeden en güzel için olan elmayı Afrodite vermiş. 
Fakat Afrodit bu vaatlerde bulunurken dünyanın en güzel kadını Helen'in insan azmanı Melanos'un karısı olduğunu es geçmiş olacak ki sırf bir elma için vaat edilen bu aşk bir çağın değişmesine neden olmuştur.
Ehh burdan sonrası Paris'in Helen'i kaçırması, Melanosun karısını geri almak için Truvaya saldırması, Boylu poslu Aşil'in meydana çıkması ve bir sıra tarihi olayla devam ediyor. Değinmek isterdim amma Truva savaşı pek bir detaylı olduğu için işimi efsane kısmında bırakacağım.
Ve bu efsaneyle ilgili ufak bir bilgi daha. Bazı yerlerde Parisin aslında Helene aşık olduğunu, bu yüzden Afrodite gidip yalvardığını falan okuyabilirsiniz yada rastlayabilirsiniz. Fakat bu efsaneninde efsanesidir. Asıl olay daha doğrusu efsane yukarıda anlattığım şekilde vukuu bulmuştur, resmi kaynaklarda yazan budur der ve artık sazı bırakırım.
Not: Aslında orjinal canlandırma resmi koyacaktım fekat. Bi kerem Paris çok çirkin XD Yanakları al al, merinos koyunu gibi biri. Yani hayallerinizi yıkmak istemem. İkincisi bunların hepsi cıbıl XD Yani ona buna saldıran babanın çocukları nasıl olsun ki XD
O sebeple Truva filminin bi afişini kullanayım. Hem gözünüz gönlünüz açılır böylece :P

Gerekli Bilgiler
Malumunuz 15 tatile girdik hatta neredeyse bitireceğiz :( O sebeple ve bazı bir takım nedenlerden ötürü kendime tatil verdim . Ama burayı da boşlamak istemiyorum. Bu sebeple kendilerini iyice geliştiren cadılarımın el emeği göz nuru emeklerinden bir demet sunacağım. Bu serileri seçmemin nedeni neredeyse bir çoğunda tek yaptığım şeyin son kontrol ( sadece okumak ) olmasıdır. Yani beni yormayanlar. Büyük ihtimal bundan sonra ki güncelimde bu şekilde olacak. Belki o zamana bir kaç tane seri de ekleyebilirim ekstradan. Ondan sonra ki güncelde tam anlamıyla tüm bölümlerle döneceğimizi bildirir, bu açıklamanın üstüne maid nerde, skip nerde, boku nerde, black nerde vs vs vs die bık bık ötenlere en okkalısından bir selam çakacağımı belirtir ve artık aşınmış süpürgeme atlayıp uyku diyarının perdesini aralarım...

Güncel Listesi
Kimi Ni Todoke 59
L-DK 33
Love Stage 11 – 12 – 13 – 14
Orange Marmalade 45 – 46
Pupa 8
Shinigami Hime No Saikon 10 - 11
Yankee- kun To Megane Chan 75
Yumemiru Taiyou 23

Mabushi Majo Ailesi Keyifli Okumalar Diler


- Copyright © Mabushi Majo - - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -